4. Giriş: Bir isim veya numara nasıl suçlama aracına dönüştürüldü?

Bir insanın adı, başvuru numarası veya mesleki bilgisi bir veri tablosunda bulunabilir. Bu kayıt bazen olağan bir idari işlemin sonucudur; bazen üçüncü bir kişinin kişisel değerlendirmesini, bazen de bir kurumun risk analizini yansıtır.

Ceza yargılaması bakımından temel sorun, bu kaydın varlığından hangi sonucun çıkarıldığıdır.

Bir listede kişinin adının görülmesi ile kişinin suç işlediğinin ispatlanması arasında şu aşamalar bulunur:

  1. Materyalin gerçek ve özgün olması,
  2. Dosyanın değiştirilmediğinin gösterilmesi,
  3. Kayıtla doğru kişinin eşleştirilmesi,
  4. Kodun gerçek anlamının güvenilir biçimde açıklanması,
  5. Kişinin kayıttan ve koddan haberdar olduğunun gösterilmesi,
  6. Kişinin bilinçli ve iradi bir örgütsel davranışının belirlenmesi,
  7. TCK 314/2’nin maddi ve manevi unsurlarının ayrı ayrı ispatlanması.

Bu aşamalardan hiçbiri bir öncekinin otomatik sonucu değildir.

Kaynak paketinin 11. sayfasındaki “delilin kendisi ile hukuki sonuç arasındaki ayrım” tablosu, ham materyalden örgüt üyeliği sonucuna kadar altı ayrı ispat basamağı bulunduğunu göstermektedir. Bir Excel hücresinde adın bulunması, bu basamakların tamamını kendiliğinden geçmez.

Bu makalenin merkezindeki soru şudur:

**Bir kişinin kendisi hakkında başkaları tarafından tutulduğu iddia edilen gizli kayıtta belirli bir kodla gösterilmesi, o kişinin suç işleyen bir yapıyla bilinçli ve iradi ilişki kurduğunu nasıl kanıtlayabilir?**

5. Aday numarası, kodlama ve liste kavramları

Kamuoyunda birbirinin yerine kullanılan bazı kavramlar aslında farklı veri sistemlerini ifade etmektedir.

Aday numarası

Aday numarası, okul veya sınav başvuru sürecinde kurum tarafından verilen idari tanımlayıcıdır. Kişinin kendi seçtiği bir kullanıcı adı veya gizli kimlik değildir.

Savcılık kaynaklı anlatımlarda, aday numarasının belirli hanelerine daha sonra örgütsel anlam yüklendiği ileri sürülmüştür.

“Garson” kodlamaları

“Garson” kod adlı gizli tanıktan geldiği belirtilen mikro-SD kartlardaki listelerde emniyet ve jandarma personeline ilişkin A5, A4, B4 ve benzeri kodların bulunduğu aktarılmıştır.

Bu kodlar kayıt altına alınan kişilerin kendileri tarafından oluşturulmuş veya seçilmiş değildir. Üçüncü kişilerin onlar hakkında yaptığı ileri sürülen sınıflandırmalardır.

FETÖMETRE

FETÖMETRE, kamuoyuna Deniz Kuvvetleri bünyesinde geliştirilen ve çok sayıda kamu kurumundan alınan verileri kriterlerle birleştiren risk veya karar-destek sistemi olarak açıklanmıştır.

Bir aday numarası formülü, gizli tanık kaynaklı kodlama ve çok kurumlu risk analizi aynı veri değildir. Kaynak paketinin 2. sayfasındaki karşılaştırma tablosu bu üç delil ailesinin kaynak ve ispat sınırlarını açık biçimde ayırmaktadır.

6. Bu kayıtların hangi soruşturmalarda kullanıldığı

Doğrulanmış olgu

Kamuya açık kaynaklarda üç ayrı kullanım alanı görülmektedir:

  • Aday numarası formülleri, askerî okul mülakat ve giriş soruşturmalarında,
  • “Garson” kodları, emniyet ve jandarma personeli hakkındaki sözde mahrem yapılanma dosyalarında,
  • FETÖMETRE, idari ve istihbari tarama işlemleriyle bazı yargısal süreçlerde kullanılmıştır.

Resmî yaklaşım

Savcılık, kolluk veya kamu kurumları bu kayıtları, Türk makamlarının FETÖ/PDY olarak nitelendirdiği yapıyla bağlantılı kişilerin belirlenmesinde kullanılabilecek göstergeler olarak sunmuştur.

Bazı dosyalarda kayıtlar:

  • ByLock iddiası,
  • Ankesörlü telefon kayıtları,
  • Banka işlemleri,
  • Tanık veya etkin pişmanlık beyanları,
  • Okul veya görev bilgileri

ile birlikte değerlendirilmiştir.

Sitenin hukuki değerlendirmesi

Bir kayıt başka iddialarla birlikte kullanıldığında da her unsurun kendi güvenilirliği ayrı ayrı incelenmelidir.

Zayıf veya doğrulanmamış birkaç unsurun yan yana getirilmesi, kendiliğinden güçlü delil oluşturmaz. Delillerin birbirinden bağımsız kaynaklardan gelip gelmediği, aynı varsayımın farklı belgelerde tekrarlanıp tekrarlanmadığı araştırılmalıdır.

7. Resmî ve yargısal yaklaşım

Aday numarası formülü

Anadolu Ajansının 21 Ekim 2019 tarihli haberinde, savcılığın 2013 Deniz Harp Okulu ve Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu mülakatlarıyla ilgili bir formül ileri sürdüğü aktarılmıştır.

İddiaya göre aday numarasının ikinci ve üçüncü hanelerinin toplamı 9, 10, 11 veya 12 olan bazı adaylar komisyon üyelerince tanınabiliyordu. Haberde, itirafçı beyanları ile KOM kriptoloji uzmanlarına atfedilen bir bilirkişi raporundan söz edilmiş; 724 aday ve yüzde 97,70 oranı sevk yazısındaki iddia olarak aktarılmıştır.

Kamuya açık tam bilirkişi raporu, kullanılan bütün aday verileri, yöntem kodu ve hata matrisi bulunmamaktadır.

“Garson” kodları

Yargıtay ve AYM kararlarında A5, A4, B4 ve benzeri kodların resmî anlamları aktarılmıştır. Mahkemeler, bu kodları listeyi hazırladığı ileri sürülen çevrenin personel hakkındaki örgütsel değerlendirmesi olarak kabul edebilmiştir.

Ancak Yargıtayın erişilebilen içtihadı, kodun yanında başka kişiselleştirilmiş araştırmalar da istemektedir.

FETÖMETRE

AA’nın 11 Eylül 2018 tarihli haberinde FETÖMETRE’nin Deniz Kuvvetleri bünyesinde Cihat Yaycı tarafından geliştirildiği, 16 bakanlık ve 25 kamu kurumundan veri kullandığı aktarılmıştır.

Haberde kriterlerin 29 ana kriterden 70 ana ve 249 alt kritere çıkarıldığı; 810.000 kişi hakkında tarama yapıldığı ve 4.500 asker ile 600 sivilin sistem üzerinden belirlendiğinin ileri sürüldüğü bildirilmiştir.

24 Ekim 2018 tarihli TBMM Genel Kurul konuşmasında ise 64 temel, 209 alt kriter ve 2.000 kişi ifadeleri kullanılmıştır. Bu farklılıkların sürüm, tarih veya kapsam değişikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı kamuya açık belgelerden açıklanamamaktadır.

8. Bu yaklaşıma yönelik temel hukuki itiraz

Bir aday numarasının belirli bir formüle uyması, üçüncü kişinin bir kişiyi A5 olarak kodlaması veya risk analizinin kişiyi inceleme grubuna alması, kişinin kendi fiili değildir.

Bu kayıtlar en fazla:

  • İdari sistemin belirli numarayı ürettiğini,
  • Listeyi hazırlayan kişinin belirli değerlendirme yaptığını,
  • Kurumsal sistemin kişiyi riskli gördüğünü

gösterebilir.

Tek başına şu sonuçları göstermez:

  • Kişi kodu biliyordu.
  • Kodu veya sınıflandırmayı benimsiyordu.
  • Listeyi hazırlayanlarla ilişkisi vardı.
  • Bir talimat almıştı.
  • Yapının suç niteliğini biliyordu.
  • Hiyerarşik bağlılık göstermişti.
  • Özel kastla hareket etmişti.
  • Somut bir suç işlemişti.

Bir üçüncü kişinin kişi hakkında ne düşündüğü ile kişinin kendi kastı aynı şey değildir.

Ceza sorumluluğu, başkasının yazdığı hücreye veya verdiği etikete değil, sanığın kendi bilinçli ve iradi davranışlarına dayanmalıdır.

9. Dijital veya fiziksel listenin kaynağı

Bir listenin delil değeri, öncelikle kaynağının bilinmesine bağlıdır.

Mahkemenin cevaplaması gereken ilk sorular şunlardır:

  • Liste ilk olarak nerede ortaya çıktı?
  • Fiziksel veya dijital materyal kime aitti?
  • İlk üreticisi kimdi?
  • Hangi tarihte oluşturuldu?
  • Hangi cihaz veya sistemde üretildi?
  • İlk kez kim tarafından ele geçirildi veya teslim edildi?
  • İlk hâli korunuyor mu?
  • Sonraki raporlar ilk materyalle aynı mı?

Aday numarası verileri

Aday numarası dosyalarında askerî okul veya personel temin sistemlerindeki başvuru ve mülakat kayıtlarının kullanıldığı aktarılmıştır. Daha sonra bu verilere formül uygulayan analiz raporları hazırlanmıştır.

Ancak kamuya açık biçimde:

  • Aday numarasının tam üretim algoritması,
  • Bütün başvuran adayların verisi,
  • Kazanan ve kazanamayan karşılaştırma grupları,
  • Formülün nasıl keşfedildiği,
  • Alternatif formüllerin denenip denenmediği,
  • Yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçları

gösterilmemiştir.

“Garson” materyali

Mikro-SD kartın “Garson” kod adlı gizli tanık tarafından teslim edildiği belirtilmektedir.

Burada kritik sorular şunlardır:

  • Tanık materyali nereden aldı?
  • İlk üretici tanığın kendisi miydi?
  • Dosyalara kimler veri ekledi?
  • Kart teslim edilmeden önce kimlerin elinden geçti?
  • Kod açıklamaları materyalle aynı kaynaktan mı geliyordu?

Kamuya açık kararlar bu soruların tamamını cevaplamamaktadır.

10. Listeyi kim hazırladı, kim teslim etti?

Bir delilin hazırlayıcısıyla teslim eden kişi aynı olmayabilir.

Aday numarası bakımından

Aday numarasını idari sistem üretmiş olabilir. Fakat numaraya gizli örgütsel anlam verildiği iddiası, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan askerî kişiler ve savcılık kaynaklı analizlere dayandırılmıştır.

Adayın kendisine verilen numaranın gizli bir anlam taşıdığını bildiği ayrıca gösterilmelidir.

“Garson” materyali bakımından

“Garson”, hem dijital materyalin kaynağı hem de kodların anlamını açıklayan kişi olarak dosyalarda yer alabilmektedir.

Bu durum bağımsızlık sorununu doğurur:

**Tanık ve dijital materyal gerçekten birbirinden bağımsız iki delil midir, yoksa aynı kaynaktan çıkan iki iddia birbirini doğruluyormuş gibi mi gösterilmektedir?**

FETÖMETRE bakımından

FETÖMETRE tek bir tanık tarafından teslim edilen materyal değildir. Çok sayıda kurumdan gelen verilerle çalışan kurumsal bir analiz sistemi olarak açıklanmıştır.

Bununla birlikte verinin çok sayıda kurumdan gelmesi, kullanılan kriterlerin doğru, hukuka uygun veya ceza sorumluluğu bakımından yeterli olduğunu kendiliğinden göstermez.

11. Orijinal materyal, adli kopya ve muhafaza zinciri

Dijital delilin güvenilirliği için yalnız çıktı raporuna değil, ilk materyalden son rapora kadar bütün sürece bakılmalıdır.

Teknik değerlendirme

NIST, UNODC ve Avrupa Konseyi teknik belgelerinde şu güvenceler önem taşımaktadır:

  • Orijinal materyalin korunması,
  • Yazma korumalı adli kopya alınması,
  • Kopyanın bütünlüğünün hash ile doğrulanması,
  • Materyalin kimden, ne zaman ve nasıl teslim alındığının kaydı,
  • Yapılan bütün işlemlerin belgelenmesi,
  • Analizin başka bir uzman tarafından tekrar üretilebilmesi.

Kaynak paketinin 7. sayfasındaki “Dijital materyal ve muhafaza zinciri” tablosu, aday verileri, Nihat Keskin’in ikametinden elde edildiği belirtilen materyal, başka dosyalardaki raporlar, “Garson” mikro-SD kartı ve FETÖMETRE bakımından kamuya açık eksiklikleri ayrı ayrı göstermektedir.

Hukuki eleştiri

Kamuya açık karar metninde hash değerinin bulunmaması, dosyada hash hiç alınmadığını kesin olarak göstermez. Bu nedenle “hash yoktur” yerine “hash bilgisi kamuya açık kaynaklardan doğrulanamamıştır” denilmelidir.

Ancak mahkûmiyet belirleyici ölçüde bu materyale dayanıyorsa, mahkeme materyalin özgünlüğünü ve değişmezliğini savunmanın da sınayabileceği şekilde ortaya koymalıdır.

12. Hash, metadata ve dosya sürümleri

Hash

Hash, dijital dosyanın belirli bir anda alınan matematiksel özetidir. Aynı materyalin sonraki kopyasının değişip değişmediğinin kontrolüne yardımcı olur.

Hash:

  • Dosyanın içeriğinin sonraki aşamada değişmediğini gösterebilir,
  • Ancak dosyadaki bilgilerin baştan doğru olduğunu veya ilk üreticinin güvenilirliğini tek başına göstermez.

Metadata

Metadata şu bilgileri içerebilir:

  • Oluşturulma tarihi,
  • Son değiştirilme tarihi,
  • Dosyanın kaydedildiği kullanıcı hesabı,
  • Bilgisayar veya program bilgisi,
  • Dosya yolu,
  • Sürüm bilgisi.

Metadata, listelerin hangi tarihte ve hangi sistemde üretildiğinin araştırılmasında önemlidir.

Dosya sürümleri

Farklı liste sürümleri varsa:

  • Hangi isimlerin eklendiği,
  • Hangilerinin çıkarıldığı,
  • Kodların değişip değişmediği,
  • Değişikliklerin kim tarafından yapıldığı,
  • Her sürümün hash değeri

karşılaştırılmalıdır.

Kamuya açık kaynaklarda bütün liste sürümleri ve hash bazlı karşılaştırmalar bulunmadığından, sonradan ekleme iddiaları kesin olgu olarak doğrulanamamaktadır. Fakat bu eksiklik iddiaların araştırılmamasını değil, sürüm ve işlem kayıtlarının açıklanmasını gerektirir.

13. Savunmanın ham veriye ve bağımsız incelemeye erişimi

Savunmaya yalnız bir kolluk özeti veya bilirkişi sonuç cümlesi verilmesi yeterli değildir.

Etkili savunma için mümkün olduğunca şu materyaller erişilebilir olmalıdır:

  • Orijinal veya adli kopya,
  • Hash değerleri,
  • Tam veri seti,
  • Eşleştirme tabloları,
  • Kullanılan sorgu ve formüller,
  • Liste sürümleri,
  • Metadata,
  • Kod sözlüğü,
  • Tanığın önceki ifadeleri,
  • Kullanılan kriter ve ağırlıklar,
  • Bağımsız uzman incelemesine uygun kopya.

Mahkeme içtihadı

Yargıtay, aday numarası raporlarının CMK 217 uyarınca duruşmada okunmasını, sanığa açıklama imkânı verilmesini ve ilgili tanıkların dinlenmesini istemiştir.

AYM de farklı dosyalarda:

  • Tanığın sorgulanamaması,
  • Hükme dayanak belgeler hakkında yeterli bilgi verilmemesi,
  • Sonuca etkili savunma itirazlarının karşılanmaması

nedeniyle ihlal kararları vermiştir.

Sitenin hukuki değerlendirmesi

Devletin kontrolündeki materyale erişemeyen kişinin bu materyali teknik olarak çürütememesi, aleyhine kullanılamaz.

Savunmanın yalnız sonuç raporuna itiraz etmesi bekleniyor, fakat sonuca götüren veri ve yöntem gizleniyorsa gerçek anlamda çelişmeli yargılama kurulmuş olmaz.

14. Kodların anlamı nasıl belirlendi?

A5, A4, B4 veya başka kodların anlamı dosyanın içinde kendiliğinden yazılı olmayabilir. Kod sözlüğü çoğu kez:

  • Gizli tanık anlatımı,
  • Etkin pişmanlık beyanı,
  • Kolluk değerlendirmesi,
  • Veri inceleme raporu

üzerinden açıklanmaktadır.

Resmî yaklaşım

A5, resmî anlatımda yüksek örgütsel bağlılık kategorilerinden biri olarak aktarılmıştır.

B4 kodu bazı AYM kararlarında, kişinin örgüte mensubiyeti veya sadakati bulunduğu fakat belirli konuları sorguladığı ya da zaaf taşıdığı yönündeki sınıflandırma olarak aktarılmıştır.

Hukuki eleştiri

Kodun anlamını açıklayan kişinin:

  • Kodu nereden bildiği,
  • Sözlüğü kendisinin oluşturup oluşturmadığı,
  • Bütün kodları aynı dönemde öğrenip öğrenmediği,
  • Kod anlamlarının zamanla değişip değişmediği,
  • Açıklamasının başka bağımsız kaynakla doğrulanıp doğrulanmadığı

araştırılmalıdır.

Kodlayanın kişi hakkındaki değerlendirmesi, kişinin gerçek kastı değildir.

15. Aynı kodlara farklı anlamlar verilmesi sorunu

Kaynaklarda bazı formül ve kriterlerin farklı biçimlerde açıklandığı görülmektedir.

Aday numarası formülü

Bir kamu haberinde formül “9 ve üzeri” şeklinde, sonraki savcılık kaynaklı anlatımda ise ikinci ve üçüncü hane toplamının 9, 10, 11 veya 12 olması şeklinde aktarılmıştır.

Bu iki anlatım aynı kapsamı ifade etmeyebilir.

FETÖMETRE kriterleri

AA haberinde 70 ana ve 249 alt kriterden söz edilirken, TBMM konuşmasında 64 temel ve 209 alt kriter ifadeleri yer almıştır.

Bu fark:

  • Sistem sürümünden,
  • Kapsam değişikliğinden,
  • Tarih farkından,
  • Yanlış aktarımdan

kaynaklanabilir. Kamuya açık sürüm kayıtları bulunmadan neden kesinleştirilemez.

“Garson” kodları

A5, EA/A5 ve benzeri birleşik kodların farklı dosyalarda nasıl kullanıldığı tam liste sürümleri üzerinden karşılaştırılmalıdır.

Bir kodun anlamı sabit ve değişmez kabul edilmeden önce tarih, sürüm ve kaynak kontrol edilmelidir.

16. Kişiyle liste kaydı arasındaki eşleştirme

Dijital kayıtta bir isim bulunması, doğru gerçek kişinin bulunduğunu her zaman göstermez.

Eşleştirmede şu bilgiler kullanılabilir:

  • Ad ve soyad,
  • T.C. kimlik numarası,
  • Sicil numarası,
  • Telefon numarası,
  • Okul ve dönem,
  • Kurum ve görev yeri,
  • Aday numarası.

Birden fazla alanın tutarlı biçimde eşleşmesi aidiyeti güçlendirebilir. Fakat eşleştirme yöntemi açıklanmalıdır.

Şu sorular cevaplandırılmalıdır:

  • İsim benzerliği dışlandı mı?
  • Sicil veya kimlik bilgisi tam mı?
  • Veri güncel mi?
  • Dosyada yazım hatası var mı?
  • Kayıt başka bir kişiye ait olabilir mi?
  • Liste hangi tarih itibarıyla oluşturuldu?
  • Kişinin o tarihteki okul ve görev bilgisi doğru mu?

Bir kişinin adına benzeyen kaydı doğrudan sanığa yüklemek, ceza sorumluluğunun şahsiliğini ihlal eder.

17. Aynı isim, yanlış kimlik ve yanlış eşleştirme riski

Yanlış eşleştirme şu nedenlerle ortaya çıkabilir:

  • Aynı veya benzer isim,
  • Eksik kimlik bilgisi,
  • Yanlış sicil numarası,
  • Eski telefon veya kurum kaydı,
  • Veri giriş hatası,
  • Yanlış dönem veya okul bilgisi,
  • Üçüncü kişinin hatalı hatırlaması.

Kaynak paketinde aday numarası veya “Garson” listeleri bakımından bütün sistemi temsil eden, kamuya açık ve kesinleşmiş geniş bir yanlış eşleştirme envanteri bulunmamaktadır.

Buna karşılık Yargıtayın kişiselleştirilmiş araştırma istemesi ve bazı dosyalarda kodun yetersiz görülmesi, aidiyet ve anlam sorunlarının teorik değil, yargılamanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte olduğunu göstermektedir.

Kayıt doğru kişiye bağlanmadıkça kodun hukuki anlamı tartışılamaz.

18. Üçüncü kişilerin kişiye verdiği kodun hukuki anlamı

Bir kişinin kendi seçtiği kullanıcı adı, takma ad veya örgütsel kimlikle, üçüncü kişinin ona verdiği kod birbirinden farklıdır.

Bir kişi kendisi için A5, A4 veya B4 kodu seçmemiş olabilir. Kodun varlığından haberi dahi olmayabilir.

Bu durumda kayıt öncelikle:

  • Listeyi hazırlayanın düşüncesini,
  • Kurumun değerlendirmesini,
  • Üçüncü kişinin sınıflandırmasını

gösterir.

Kişinin:

  • Kodu kabul ettiğini,
  • Kodun anlamını bildiğini,
  • Kodlayanla ilişki kurduğunu,
  • Bu sınıflandırmaya uygun davrandığını

göstermek için bağımsız delil gerekir.

Kişi hakkındaki gizli değerlendirme, kişinin kendi davranışı değildir.

19. Kişinin kendisi hakkında tutulan gizli kayıttan haberdar olmaması

Bir liste gizli biçimde tutulmuşsa, kayıt altına alınan kişinin:

  • Kayıttan haberdar olmaması,
  • Koda itiraz etme imkânı bulamaması,
  • Yanlış bilgiyi düzeltememesi,
  • Kimin ve neden sınıflandırdığını bilmemesi

mümkündür.

Böyle bir durumda kişiye “Neden A5 olarak yazıldın?” veya “Neden aday numaran formüle uyuyor?” sorularını yöneltmek, onun bilmediği üçüncü kişi davranışını açıklamasını istemektir.

Bir insan başkasının kendisi hakkında neden belirli bir kayıt tuttuğunu bilmek zorunda değildir.

Gizli kaydın varlığı, kişinin suçu değil; kaydı oluşturan sürecin açıklanması gereken unsurudur.

20. İspat yükünün sanığa çevrilmesi

Anayasa’nın 38. maddesi ve ceza muhakemesi ilkeleri uyarınca suçluluğu iddia makamı kanıtlamalıdır.

Listeyi delil olarak kullanan makam şu hususları göstermelidir:

  1. Liste gerçek midir?
  2. Orijinal materyal nedir?
  3. Bütünlüğü korunmuş mudur?
  4. Kayıt doğru kişiye mi aittir?
  5. Kodun anlamı güvenilir biçimde belirlenmiş midir?
  6. Kişi bu kodu biliyor mudur?
  7. Kişinin bilinçli ve iradi davranışı nedir?
  8. Kayıt hangi somut suç fiiliyle bağlantılıdır?
  9. TCK 314/2’nin maddi ve manevi unsurları nasıl oluşmuştur?

Sanığın “Liste yanlış” demekle yetinmesi veya neden listede bulunduğunu açıklayamaması, iddia makamının ispat eksikliğini gidermez.

21. Listeyi inkâr etmenin neden suçluluk delili olamayacağı

Sanığın kaydı reddetmesi savunma hakkının kullanılmasıdır.

Şu döngü kurulamaz:

  • Liste doğru kabul edilir.
  • Sanık listeyi reddeder.
  • İnkârı suçluluk göstergesi sayılır.
  • Böylece liste yeniden doğrulanmış kabul edilir.

Kişi kabul ederse kodlu, reddederse kodunu gizleyen kişi sayılıyorsa, kendisini savunabileceği hiçbir yol kalmaz.

Susma hakkı ve kendini suçlamaya zorlanmama güvencesi, inkârın delil eksikliğini tamamlayan bağımsız suçluluk göstergesine dönüştürülmesini engeller.

22. Tanık, gizli tanık ve itirafçı beyanları

Liste ve kodlama dosyalarında tanıklar kritik rol oynayabilir.

Araştırılması gereken hususlar

Tanığın:

  • Materyale nasıl ulaştığı,
  • Listeyi bizzat görüp görmediği,
  • Listeyi üretip üretmediği,
  • Kodların anlamını nereden bildiği,
  • Sanığı şahsen tanıyıp tanımadığı,
  • Olay tarihinde nerede bulunduğu,
  • Beyanının zaman içinde değişip değişmediği,
  • Başka kişilerden duyum aktarıp aktarmadığı,
  • Etkin pişmanlık veya ceza indirimi beklentisi

incelenmelidir.

Yargısal yaklaşım

Yargıtay, “Garson” kodlamalarında kaynak kişiler ve diğer kayıtların araştırılmasını; gerektiğinde tanıkların duruşmada dinlenmesini istemiştir.

AYM’nin Halil Polat kararında, A5 kodlamasıyla birlikte mahkûmiyette etkili olan tanığın sorgulanamaması tanık sorgulama hakkının ihlali sayılmıştır.

AYM bu kararda A5 kodunun teknik doğruluğunu kesinleştirmemiş; belirleyici tanık delilinin savunma tarafından sınanamamasını incelemiştir.

23. Tanık ile dijital listenin birbirini döngüsel biçimde doğrulaması

Bir dijital listenin tanık tarafından teslim edildiğini ve aynı tanığın listedeki kodların anlamını açıkladığını düşünelim.

Şu iki cümle kurulabilir:

  • “Liste doğrudur, çünkü tanık doğruladı.”
  • “Tanık doğrudur, çünkü liste onun anlattığı kodları içeriyor.”

Ancak tanık ve liste aynı kaynaktan geliyorsa, bunlar bağımsız iki delil olmayabilir.

Liste tanığın hazırladığı veya tanığın erişimindeki materyalse, tanığın beyanı ile liste aynı iddianın iki görünümü olabilir.

Bağımsız doğrulama için farklı kökenli deliller gerekir:

  • Döneme ait ayrı yazışma,
  • Doğrudan iletişim kaydı,
  • Talimat,
  • Görev belgesi,
  • Bağımsız tanık,
  • Kişinin kendi kabulü,
  • Maddi bir eylem.

Aynı kişinin teslim ettiği veriyle kendi anlatımını doğrulaması, tek başına dış doğrulama değildir.

24. Menfaat, ceza indirimi ve değişen beyanlar

Etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan kişi, cezasında indirim veya başka hukuki yarar elde etmeyi amaçlayabilir.

Bu durum beyanı otomatik olarak yanlış yapmaz. Ancak güvenilirlik değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır.

Mahkeme şu sorulara cevap vermelidir:

  • Beyan ilk ne zaman verildi?
  • Sonradan genişletildi mi?
  • İsimler veya kodlar değişti mi?
  • Tanık hangi bilgiyi doğrudan biliyor?
  • Önceki ifadelerle çelişki var mı?
  • Beyan somut belgeyle destekleniyor mu?
  • Tanığın elde ettiği menfaat nedir?
  • Savunma tanığı sorgulayabildi mi?

Sorgulanamayan veya zaman içinde değişen beyan, belirleyici delil olarak kullanılacaksa güçlü dengeleyici güvenceler gerekir.

25. Liste sürümleri, veri farklılıkları ve sonradan ekleme iddiaları

Farklı liste sürümleri bulunduğu ileri sürülüyorsa şu inceleme yapılmalıdır:

  • Her sürümün oluşturulma ve değiştirilme tarihi,
  • Hash değerleri,
  • Eklenen veya çıkarılan satırlar,
  • Değişen kodlar,
  • Dosyayı değiştiren kullanıcı hesabı,
  • Kullanılan yazılım,
  • Sürümün hangi dosyalarda kullanıldığı.

Kaynak paketinde bütün liste sürümlerini karşılaştırmaya yetecek kamuya açık bir veri seti bulunmamaktadır.

Bu nedenle:

  • “İsimlerin kesin olarak sonradan eklendiği” doğrulanmış olgu olarak yazılamaz.
  • “Sonradan ekleme ihtimali araştırılamaz” sonucu da çıkarılamaz.

Sürüm logları ve metadata açıklanmıyorsa iddianın teknik olarak denetlenmesi engellenmiş olur.

26. Belgelenmiş yanlışlıklar ve usul sorunları

Kaynak paketinde sorunlar sekiz ayrı kanıt düzeyine ayrılmıştır.

1. Belgelenmiş yanlış kişi eşleştirmesi

Aday numarası ve “Garson” özelinde bütün sistemi temsil eden geniş bir kamuya açık hata listesine ulaşılamamıştır. Dosya bazlı beraat ve bozma kararları bulunmaktadır.

2. Belgelenmiş liste veya veri hatası

Genel dijital veri hata riskleri teknik standartlarla doğrulanmıştır. Ancak her somut listedeki hata oranı kamuya açık değildir.

3. Belgelenmiş sürüm farklılığı

FETÖMETRE kriterlerinin 70/249 ve 64/209 olarak farklı açıklanması belgelenmiştir. Farkın nedeni kesinleştirilememiştir.

4. Belgelenmiş muhafaza zinciri sorunu

Kamuya açık kararlarda bütün dosyalar için eksiksiz hash ve teslim zinciri görülmemektedir. Bunun her dosyada hiç bulunmadığı söylenemez.

5. Belgelenmiş usul ihlali

AYM:

  • Halil Polat kararında tanık sorgulama,
  • Rauf Demirci kararında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama,
  • Akın Üçok kararında esaslı savunma iddiasına gerekçeli cevap

bakımından ihlal tespit etmiştir.

27. Kasten veri veya delil üretildiği yönündeki iddialar

6. Kasten veri veya delil üretildiği yönündeki tanıklık

Hüseyin Demirtaş ve başka konuşmacılar, listelerin önceden hedeflenen kişilerin tasfiyesi amacıyla kullanıldığı ve bazı kriterlerin sonradan üretildiği yönünde kamuya açık iddialarda bulunmuştur.

7. Bağımsız kaynaklarla desteklenen kasıt iddiası

Kaynak taramasında, bütün aday numarası veya “Garson” listelerinin kasıtlı biçimde üretildiğini ya da isimlerin sistematik olarak sonradan eklendiğini kesinleştiren kamuya açık bağımsız adli bilişim raporu veya mahkeme kararı bulunamamıştır.

8. Henüz bağımsız doğrulama gerektiren ciddi iddia

Önceden belirlenen kişiler hakkında daha sonra kriter veya delil arandığı, liste sürümlerinin değiştirildiği ve tasfiye listeleri oluşturulduğu iddiaları bu sınıftadır.

Sitenin hukuki değerlendirmesi

Teknik hata ile bilinçli sahtecilik aynı şey değildir.

“Kasıt kanıtlanmadı” denilerek belgelenmiş usul ihlalleri, kaynak çelişkileri ve tanıklıklar görünmez kılınmamalıdır. Buna karşılık doğrulanmamış ağır iddialar da kesin mahkeme bulgusu gibi sunulmamalıdır.

Kasıt iddiası ancak loglar, sürüm karşılaştırmaları, kurum içi yazışmalar, adli inceleme veya bağımsız tanıklarla güçlenebilir.

28. FETÖMETRE sistemi ve kriterleri

Doğrulanmış olgu

FETÖMETRE adlı sistemin Deniz Kuvvetleri bünyesinde kullanıldığı ve kamu kaynaklarında Cihat Yaycı’ya atfedildiği doğrulanmıştır.

AA’nın 11 Eylül 2018 tarihli haberinde:

  • 16 bakanlık,
  • 25 kamu kurumu,
  • 70 ana ve 249 alt kriter,
  • 810.000 kişilik tarama evreni,
  • 4.500 asker ve 600 sivil

rakamları aktarılmıştır.

Bu rakamlar resmî kaynaklardan aktarılan iddialardır. 810.000, mahkûm veya şüpheli sayısı değil, tarandığı belirtilen kişi evrenidir.

Araştırma boşlukları

Kamuya açık biçimde şu bilgiler bulunmamaktadır:

  • Kaynak kodu,
  • Kriterlerin tam listesi,
  • Her kriterin ağırlığı,
  • Puan eşikleri,
  • Algoritma sürümleri,
  • Yanlış pozitif ve negatif oranları,
  • Audit logları,
  • Kişiye özgü puan dökümü,
  • Veriyi düzeltme ve itiraz mekanizması.

Hukuki değerlendirme

Bir risk veya karar-destek sistemi soruşturma önceliği oluşturabilir. Ancak risk puanı, ceza sorumluluğu değildir.

Akrabalık, okul, banka, abonelik, sicil amiri veya sosyal çevre gibi korelasyonlar; kişinin özel kastını ve hiyerarşik katılımını doğrudan göstermez.

İdari veya istihbari risk değerlendirmesi TCK 314/2’nin unsurlarının yerine geçirilemez.

29. Hüseyin Demirtaş’ın açıklamaları

Doğrudan tanıklık ve kişisel deneyim

Kaynak paketinde Hüseyin Demirtaş’ın katıldığı 23 Mayıs 2020 tarihli kamuya açık program ile başka video, söyleşi ve sosyal medya açıklamaları kayıt altına alınmıştır.

Demirtaş’ın açıklamalarında:

  • FETÖMETRE kriterlerinin işleyişi,
  • Kişisel ve ailevi verilerin sınıflandırmada kullanılması,
  • Tasfiye listeleri,
  • Önceden hedefleme,
  • Sonradan kriter veya delil üretme

iddiaları yer almaktadır.

Kanıt düzeyi

Sistemin varlığı, geliştirildiği kurum ve kamuoyuna açıklanan bazı kriter sayıları resmî kaynaklarla doğrulanmaktadır.

Buna karşılık Demirtaş’ın:

  • Sistematik tasfiye kastı,
  • Her bireysel dosyada kriterlerin sonradan üretildiği,
  • Belirli kişilerin bilinçli olarak listelere eklendiği

yönündeki açıklamaları, kaynak paketindeki mevcut belgelerle bütünüyle bağımsız olarak doğrulanamamıştır.

Bu nedenle açıklamalar:

  • Doğrudan kamuya açık beyan,
  • Kişisel deneyim veya içeriden aktarılan bilgi,
  • Belgeye dayandığı ileri sürülen iddia,
  • Araştırılması gereken ciddi iddia

olarak sınıflandırılmalıdır.

Tam video bağlamı ve dakika bilgisi doğrulanmadan doğrudan alıntı yapılmamalıdır.

30. Liste usulü hedefleme ve fişleme iddiaları

Liste usulü hedefleme iddiası, kişilerin önce belirli özellikleri nedeniyle hedef gruba alındığını, daha sonra onlar hakkında suçlayıcı kayıt veya kriter arandığını ileri sürmektedir.

Muhtemel seçim kriterleri şunlar olabilir:

  • Askerî okul veya dönem,
  • Meslek,
  • Birlik veya kurum,
  • Akrabalık,
  • Geçmiş okul veya dershane,
  • Sosyal çevre,
  • Banka veya abonelik bilgisi.

Kaynaklarda bütün kişilerin nasıl seçildiğini gösteren tam soruşturma evreni bulunmadığından, evrensel bir seçici soruşturma modeli kesinleştirilememektedir.

Ancak listelerin tamamı, soruşturulanların oranı ve seçim yöntemi açıklanmıyorsa şu riskler araştırılmalıdır:

  • Ön kabul,
  • Seçmeci veri kullanımı,
  • Savunma lehine kayıtların dışlanması,
  • Aynı verinin hedef kişi bakımından daha ağır yorumlanması,
  • Kişinin geçmiş statüsünün suç deliline dönüştürülmesi.

31. Önce kişiyi seçip sonra delil arama riski

Tarafsız teknik analizde yöntem şu olmalıdır:

  1. Ham veri incelenir.
  2. Anlamlı kayıt belirlenir.
  3. Tekrar üretilebilir yöntemle gerçek kişiye ulaşılır.
  4. Kişinin somut davranışı araştırılır.

Riskli yöntem ise şöyledir:

  1. Kişi mesleği, okulu veya çevresi nedeniyle hedef seçilir.
  2. Kamu veri havuzlarında onunla ilişkili kayıt aranır.
  3. Uyan kriterler öne çıkarılır.
  4. Uymayan veya masum açıklama sunan veriler dikkate alınmaz.
  5. Sonuç başlangıçtaki şüpheyi doğrulamış gibi sunulur.

Bu yöntem doğrulama yanlılığına yol açabilir.

Önce kişinin seçildiği iddiasını doğrulamak için:

  • Sorgu logları,
  • Giriş veri setleri,
  • Liste üretim sırası,
  • Kullanılan filtreler,
  • Soruşturma kapsamındaki bütün kişiler,
  • Dışarıda bırakılan kayıtlar

incelenmelidir.

32. Seçici soruşturma ve doğrulama yanlılığı

Aynı veri farklı kişiler bakımından farklı yorumlanıyorsa nesnel ölçüt sorunu ortaya çıkar.

Örneğin aynı okul veya dönem kaydı:

  • Bir kişi için normal eğitim geçmişi,
  • Askerî öğrenci geçmişi bulunan başka kişi için örgütsel işaret

olarak kabul ediliyorsa bu farkın somut gerekçesi gösterilmelidir.

Doğrulama yanlılığı, araştırmacının başlangıçtaki kanaati destekleyen verileri öne çıkarıp tersini gösteren ihtimalleri göz ardı etmesidir.

Ceza soruşturmasında savcının görevi yalnız suçlayıcı delil toplamak değil, şüphelinin lehine olan verileri de araştırmaktır.

Alternatif açıklamalar gerçekten sınanmadan listeye suç anlamı verilemez.

33. Yargıtay’ın liste ve kodlama kayıtlarına yaklaşımı

Genel üyelik ölçütü

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E.2017/16.MD-956, K.2017/370 sayılı kararında örgüt üyeliği için:

  • Bilerek ve isteyerek katılma,
  • Organik bağ,
  • Süreklilik,
  • Çeşitlilik,
  • Yoğunluk

ölçütleri vurgulanmıştır.

“Garson” kodlaması

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin E.2020/1608, K.2021/75 sayılı kararında A5, EA ve B4 gibi kayıtların UYAP ve örgütlü suç havuzundaki bilgiler, tanıklar ve başka belgelerle araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Aday numarası raporları

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin E.2021/9114, K.2022/7412 sayılı kararında aday numarası raporunun ve tanık beyanlarının duruşmada tartışılması istenmiştir.

E.2023/10663, K.2024/1623 sayılı kararda sonradan dosyaya gelen rapor ve tanıkların değerlendirilmesi amacıyla beraat hükmü bozulmuştur. Bu bozma, suçun sabit olduğu anlamına gelmez.

Ek delilli onama

Yargıtay, bazı dosyalarda A5 kodunun ByLock veya başka kişiselleştirilmiş delillerle birlikte değerlendirilmesini kabul etmiştir.

Bu durum kodun hiçbir koşulda kullanılamayacağını değil, tek başına bütün suç unsurlarını tamamlamaması gerektiğini göstermektedir.

34. Liste kaydını yetersiz bulan beraat veya bozma kararları

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E.2024/14859, K.2025/26529

Erişilebilen ikincil tam metin aktarımına göre 20 Kasım 2025 tarihli kararda yalnız kod veya şüpheli nitelikteki veriler ve ispatlanmayan banka iddiası karşısında:

  • Organik bağın,
  • Süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğun,
  • Üyelik unsurlarının

kurulamadığı belirtilerek beraat gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Kararın resmî Yargıtay sayfasındaki tam metni yerine ikincil hukuk kaynağına ulaşılmıştır. Bu nedenle kesin paragraf aktarımından önce onaylı karar metniyle karşılaştırılması gerekir.

Halil Polat

AYM, A5 koduyla birlikte kullanılan belirleyici tanığın sorgulanamaması nedeniyle ihlal bulmuştur.

Rauf Demirci

AYM, hükme esas belgeler hakkında savunmaya yeterli bilgi ve yorum imkânı verilmemesini silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmaz bulmuştur.

Akın Üçok

AYM, kararın sonucunu etkileyebilecek esaslı savunma iddiasının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkı ihlali tespit etmiştir.

Bu kararlar listelerin bütünüyle geçersiz olduğunu söylemez. Mahkûmiyetin kaynağı açıklanmamış, sorgulanamamış veya yeterince kişiselleştirilmemiş kayıtlara dayandırılamayacağını gösterir.

35. AYM, AİHM ve uluslararası hukuk ilkeleri

AYM

AYM kararlarında öne çıkan ilkeler şunlardır:

  • Belirleyici tanığı sorgulama hakkı,
  • Hükme dayanak materyali öğrenme,
  • Delil hakkında yorum yapabilme,
  • Silahların eşitliği,
  • Çelişmeli yargılama,
  • Sonuca etkili savunma iddialarına gerekçeli cevap.

AİHM

**Yüksel Yalçınkaya/Türkiye** kararı doğrudan aday numarası veya “Garson” kodu hakkında değildir. Bununla birlikte:

  • Dijital delilin etkili biçimde sınanması,
  • Kategorik sorumluluk kurulmaması,
  • Suçun bireyselleştirilmesi,
  • Kanunilik ve öngörülebilirlik,
  • Esaslı savunma itirazlarına cevap

bakımından güçlü benzer ilkeler içerir.

**Schatschaschwili/Almanya**, sorgulanamayan tanığın delil ağırlığı ve dengeleyici güvencelerle ilgilidir.

**Rowe ve Davis/Birleşik Krallık**, savunmadan gizlenen materyalin mahkeme denetimi ve savunma haklarıyla dengelenmesi gereğini ortaya koyar.

**Murtazaliyeva/Rusya** ve **Bakır/Türkiye** kararları, tanık çağırma, sorgulama ve anonim ya da hazır bulunmayan tanıkların kullanılması bakımından önem taşır.

Bu kararlar kodlama dosyaları hakkında doğrudan suçsuzluk kararı değildir; uygulanabilir adil yargılanma standartlarıdır.

36. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

Çelişmeli yargılama, tarafların mahkemenin kararını etkileyebilecek delillerden haberdar olmasını ve bunlara karşı görüş sunabilmesini gerektirir.

Silahların eşitliği ise savunmanın iddia makamına karşı ciddi bir dezavantaja düşürülmemesini ister.

Liste dosyasında savunmaya yalnız:

  • “A5 olarak kodlanmıştır”,
  • “Formüle uymaktadır”,
  • “FETÖMETRE sonucunda tespit edilmiştir”

deniliyor; fakat materyalin kaynağı, ham veri, kod sözlüğü ve analiz yöntemi verilmiyorsa, savunma etkili itiraz geliştiremez.

Mahkemenin gizlilik veya güvenlik gerekçesiyle bazı sınırlamalar getirmesi mümkün olabilir. Fakat sınırlamalar savunma hakkını tümüyle işlevsiz hâle getirmemeli ve güçlü dengeleyici güvencelerle telafi edilmelidir.

37. Masumiyet karinesi ve susma hakkı

Masumiyet karinesi, kişinin suçluluğu kesin hükümle sabit olana kadar suçsuz kabul edilmesini gerektirir.

Sanık:

  • Listenin kaynağını açıklamak,
  • Üçüncü kişinin kendisini neden kodladığını bilmek,
  • Devletin açıklamadığı veri sistemini çürütmek,
  • Masumiyetini kanıtlamak

zorunda değildir.

Susma veya inkâr, suçun maddi unsurunun yerine geçemez.

Sanığın listeyi açıklayamaması değil, iddia makamının listeyle somut suç arasındaki bağı kanıtlayıp kanıtlayamadığı belirleyicidir.

38. TCK 314/2 bakımından özel kast ve organik bağ

Silahlı örgüt üyeliği, kişinin bir listede bulunmasına indirgenemez.

TCK 314/2 bakımından kişinin:

  • Suç işleyen silahlı yapının niteliğini bilmesi,
  • Bu yapıya bilerek ve isteyerek katılması,
  • Hiyerarşik iradeye tabi olması,
  • Canlı ve etkin organik bağ kurması,
  • Üyelik iradesini somut davranışlarıyla göstermesi

gerekir.

Süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk da soyut bir kodun sıfatları değildir. Kişiye ait örgütsel eylemlerin niteliğiyle ilgilidir.

Aday numarası veya kod, kişinin iç dünyasındaki özel kastı göstermez.

**Üçüncü kişinin verdiği sınıflandırma, sanığın suç kastının yerine geçirilemez. Özel kast, kişinin kendi bilinçli ve iradi davranışlarıyla ispatlanmalıdır.**

39. Kodlama ile örgüt üyeliği arasındaki ispat boşluğu

Liste kaydından örgüt üyeliğine geçebilmek için şu boşlukların doldurulması gerekir:

  • Liste gerçek mi?
  • Kod doğru yorumlanmış mı?
  • Kayıt doğru kişiye ait mi?
  • Kişi kodu biliyor mu?
  • Listeyi hazırlayanla ilişkisi var mı?
  • Talimat almış mı?
  • Suç işleyen niteliği biliyor mu?
  • Hiyerarşiye katılmış mı?
  • Sürekli ve çeşitli örgütsel davranışı var mı?

Bu sorular cevaplanmadan “A5 kodludur, dolayısıyla üyedir” sonucu, suçun kanuni unsurlarını üçüncü kişinin etiketine teslim eder.

Kod, en fazla soruşturulması gereken bir iddia olabilir. Tek başına mahkûmiyetin kendisi olamaz.

40. Kanunilik, öngörülebilirlik ve geriye dönük suçluluk

Askerî okul sınavına girmek, aday numarası almak veya bir kuruma başvurmak hukuka uygun faaliyetlerdir.

Kişinin başvuru sırasında bilmediği bir numara formülünün yıllar sonra örgütsel kod olarak yorumlanması şu sorunu doğurur:

Kişi, kendisine idari sistem tarafından verilen numaranın ileride suç kastının göstergesi sayılacağını nasıl öngörebilirdi?

Bir yapının daha sonra suç örgütü olarak nitelendirilmesi de geçmişteki her eğitim, sosyal çevre veya kurumsal ilişkiyi otomatik olarak suç hâline getirmez.

Kanunilik ilkesi yalnız suçun adının kanunda bulunmasını değil, ceza sorumluluğunun öngörülebilir ve bireyselleştirilmiş biçimde kurulmasını gerektirir.

Sonradan üretilen yorum, geçmiş davranıştaki özel kastın yerine geçemez.

41. Askerî öğrenciler bakımından özel riskler

Askerî öğrenciler bakımından liste ve kodlama yöntemleri, geçmiş statünün suç şüphesine dönüştürülmesi riskini taşır.

Aday numarası normal bir idari kayıt olabilir

Aday numarası, başvuran kişiye kurumun verdiği tanımlayıcıdır. Numaranın belirli haneleri adayın kontrolünde olmayabilir.

Kişinin numarayı seçmediği ve sözde gizli anlamını bilmediği hâlde bu numaradan örgütsel kast çıkarılması hukuken sorunludur.

Okul, sınıf ve dönem ortaklığı

Aynı okul, sınav veya dönem listesinde yer almak:

  • Aynı başvuru sürecinden geçmeyi,
  • Aynı sınıfta bulunmayı,
  • Aynı idari veri tabanında kayıtlı olmayı

gösterebilir.

Bunlar bireysel örgütsel irade değildir.

Gizli sınıflandırmadan haberdar olmama

Askerî öğrenci hakkında üçüncü kişilerce kod tutulduğu iddia ediliyorsa öğrencinin:

  • Kodu bilip bilmediği,
  • Kodlayanlarla temas kurup kurmadığı,
  • Komisyon üyelerinden talimat alıp almadığı,
  • Somut örgütsel görevi bulunup bulunmadığı

ayrıca kanıtlanmalıdır.

Yıllar sonra soruşturma

Okuldan uzaklaştırıldıktan yıllar sonra ortaya çıkan tanık ve raporlar bakımından:

  • Hafızanın güvenilirliği,
  • Materyalin ilk üretim tarihi,
  • Listenin sürümü,
  • Tanığın kişiyi gerçekten tanıyıp tanımadığı,
  • Dönemin çağdaş kayıtları

özellikle araştırılmalıdır.

42. Askerî okul adaylığı veya öğrenciliğinin şüphe unsuruna dönüşmesi

669 sayılı KHK sonrasında askerî öğrencilerin statüleri bireysel suçluluk kararına dayanmadan genel düzenlemeyle sona erdirildi.

Daha sonra aynı askerî okul geçmişinin liste, aday numarası veya teknik kayıtları ağırlaştıran unsur olarak kullanılması çift katmanlı risk yaratır:

  1. Kişi askerî öğrenci olduğu için hedef gruba alınır.
  2. Geçmiş başvuru veya okul verileri taranır.
  3. Aday numarası veya üçüncü kişi kodu bulunur.
  4. Bu kayıt askerî geçmiş nedeniyle örgütsel kabul edilir.
  5. Kişiden kaydı çürütmesi beklenir.

Şu soru cevaplandırılmalıdır:

**Aynı sayı veya veri sivil bir başvuru sahibinde nötr kabul edilirken, askerî okul geçmişi bulunan bir kişi bakımından neden suç deliline dönüşmektedir?**

Askerî öğrencilik:

  • Örgüt üyeliği,
  • Özel kast,
  • Hiyerarşik katılım,
  • Kod bilgisi

değildir.

KHK ile eğitim ve meslek kaybına uğrayan bir kişinin daha sonra geçmiş statüsüne dayanan varsayımlarla ceza soruşturmasına tabi tutulması, bireyselleştirilmiş incelemenin önemini daha da artırır.

43. Sonuç: Liste kaydı neden bireyselleştirilmiş suç delilinin yerine geçemez?

Bir isim, numara veya kod kaydı kendi kendisini doğrulayan delil değildir.

Üçüncü kişilerce kişiye verilen kod, kişinin kendi bilinçli davranışı değildir. Kişinin kendisi hakkında gizlice tutulan kayıttan haberdar olmaması mümkündür. Bu nedenle kodun varlığı, kişinin kodu kabul ettiğini veya kodun temsil ettiği ileri sürülen örgütsel ilişkiyi benimsediğini göstermez.

Listenin:

  • Kaynağını,
  • Gerçekliğini,
  • Bütünlüğünü,
  • Sürümünü,
  • Kişiye aidiyetini,
  • Kodların anlamını,
  • Somut suçla bağlantısını

kanıtlama yükü devlete aittir.

Sanığın listeyi çürütememesi suçluluk delili değildir. Devletin elinde bulunan ve savunmaya açıklanmayan materyalin yanlışlığını sanığın kanıtlaması beklenemez.

Kaydı hazırlayan veya teslim eden tanığın aynı kaydın anlamını açıklaması, listeyle beyanın bağımsız iki delil olduğu anlamına gelmeyebilir. Aynı kaynaktan türeyen veriler birbirini dışarıdan doğrulamaz.

Ham verisi, adli kopyası ve analiz yöntemi savunma tarafından incelenemeyen liste tartışılmaz maddi gerçek kabul edilemez.

Aday numarası, A5, A4, B4 veya FETÖMETRE sonucu:

  • Özel kastın,
  • Organik bağın,
  • Hiyerarşik katılımın,
  • Emir ve talimat ilişkisinin,
  • Süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğun

yerine geçirilemez.

Askerî okul geçmişi, üçüncü kişinin oluşturduğu listeye otomatik suç anlamı kazandırmaz.

Bireyselleştirilmiş somut eylem ve her türlü makul şüpheyi gideren delil bulunmadan soruşturma, tutuklama veya mahkûmiyet kurulması hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz.

Liste ve kodlama yöntemleri, kişilerin kendi fiilleri yerine başkalarının onlar hakkındaki değerlendirmelerinden toplu suçluluk üretmek için kullanılıyorsa bu yalnız tekil dosyalardaki delil hatası değildir. Kaynağı, yöntemi, savunma erişimi ve yargısal denetimi yeniden kurulması gereken sistemik bir adalet sorunudur.