← Kaynak arşivine dön
Mahkeme kararıDoğrulandı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/16.MD-956, K.2017/370

T.C. Yargıtay Başkanlığı

Bibliyografik kayıt

Kaynak bilgileri

Başlık
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/16.MD-956, K.2017/370
Yayıncı / kurum
T.C. Yargıtay Başkanlığı
Yayın tarihi
26 Eylül 2017
Kaynak türü
Mahkeme kararı
Doğrulama durumu
Doğrulandı
İlgili madde / sayfa / paragraf
TCK 314/2 üyelik ölçütleri; organik bağ, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk; ayrıca ByLock ve CMK 134 değerlendirmesi
İlgili içerik

Kısa alıntı veya özet

Silahlı örgüt üyeliğinde bilerek ve isteyerek hiyerarşik yapıya katılma, organik bağ ile faaliyetlerin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğu ölçütleri; ayrıca ByLock kullanımına ilişkin değerlendirme.

Editoryal değerlendirme

Editoryal not

Genel karar arama bağlantısında E.2017/16.MD-956, K.2017/370 numarasıyla sorgulanmalıdır. Üyelik ölçütleri somut ve kişiselleştirilmiş delillerle uygulanmalıdır; AİHM, ByLock bağlamında kategorik sorumluluk yaklaşımını eleştirmiştir.

Kaynak ilişkisi

Bu kaynağı kullanan makaleler

Ceza Yargılaması / Dijital Deliller / Askerî Öğrenciler / TCK 314/2 / İnsan Haklarıİncelendi

Aday Numarası ve Kodlama İddiaları Nasıl Delile Dönüştürüldü?

Askerî okul aday numaraları, “Garson” adlı gizli tanıktan geldiği belirtilen dijital materyallerdeki A5, A4 veya B4 gibi kodlar ve FETÖMETRE adıyla kamuoyuna açıklanan risk analizi aynı delil türü değildir. Kaynakları, üretim yöntemleri ve kullanım amaçları farklıdır. Buna rağmen bu kayıtların ortak bir hukuki sorunu vardır: Kişi hakkında üçüncü kişilerce oluşturulan gizli sınıflandırmanın, kişinin kendi bilinçli ve iradi davranışı gibi değerlendirilmesi. Bir listede adın, telefonun, okul bilgisinin, aday numarasının veya kodun bulunması; listenin doğru olduğunu, kişinin bu kayıttan haberdar olduğunu, kodu benimsediğini, suç işleyen bir yapının niteliğini bildiğini veya örgüt hiyerarşisine katıldığını kendiliğinden kanıtlamaz. Savcılıklar aday numarası formüllerine, gizli tanık kaynaklı kodlara ve kurumsal risk analizlerine belirli anlamlar yüklemiştir. Yargıtay ise erişilebilen birçok kararında raporların duruşmada tartışılmasını, kaynak tanıkların dinlenmesini ve başka kişiselleştirilmiş delillerin araştırılmasını istemiştir. İspat yükü sanığa değil iddia makamına aittir. Devlet; listenin kaynağını, bütünlüğünü, kişiye aidiyetini, kodun anlamını ve somut suçla bağlantısını denetlenebilir delillerle göstermelidir. Aday numarası veya üçüncü kişinin verdiği kod, TCK 314/2’de aranan özel kastın, organik bağın ve hiyerarşik katılımın yerine geçirilemez.

Adalet Arşivi Editörlüğü · Güncelleme 18 Temmuz 2026Oku →
Ceza Yargılaması / Dijital Deliller / TCK 314/2 / AİHM / Askerî Öğrencilerİncelendi

ByLock Yargılamaları ve AİHM Yalçınkaya Kararı

ByLock, 2014’te genel uygulama mağazalarında yayımlanan şifreli bir haberleşme uygulamasıydı. Türk makamları, uygulamanın resmî adlandırmayla “FETÖ/PDY” tarafından örgütsel ve gizli haberleşme amacıyla kullanıldığını kabul etti; MİT kaynaklı listeler, IP ve CGNAT kayıtları, GSM numaraları, kullanıcı kimlikleri ve çözümlendiği belirtilen mesajlar binlerce ceza dosyasının merkezine yerleşti. Ancak kişinin bir listede görünmesi, belirli bir internet aboneliğinden hedef IP’ye trafik kaydedilmesi veya kurum raporunda “kullanıcı” olarak gösterilmesi; uygulamayı gerçekten, bilerek ve bizzat kullandığını kendiliğinden kanıtlamaz. Kullanım ayrıca ispatlansa bile haberleşme uygulaması kullanmak, silahlı örgüt üyeliğinin bütün unsurlarıyla aynı şey değildir. Örgütün suç niteliğini bilme, bu amacı benimseme, hiyerarşiye bilerek katılma, özel kast ve organik bağ kişiselleştirilmiş delillerle ayrıca gösterilmelidir. AİHM Büyük Dairesi, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında ByLock kullanımına otomatik ve kategorik suçluluk sonucu bağlanmasını AİHS’nin kanunilik güvencesiyle bağdaşmaz buldu; savunmanın ham veriyi etkili biçimde inceleyememesi nedeniyle adil yargılanma ihlali de tespit etti. Mor Beyin vakası ise listelerin hata yapabildiğini resmî olarak gösterdi. Sorun, bir uygulamanın delil olup olamayacağından önce, devletin kişiye aidiyeti, bilinçli kullanımı ve somut suçu denetlenebilir biçimde kanıtlayıp kanıtlamadığıdır.

Adalet Arşivi Editörlüğü · Güncelleme 18 Temmuz 2026Oku →