İstinaf ve temyiz neden aynı şey değildir?
İstinaf, ilk derece mahkemesi hükmünü hem maddi olay hem hukuk yönünden denetleyebilen bir kanun yoludur. Temyiz ise kural olarak Bölge Adliye Mahkemesinin (BAM) temyize açık hükmünün hukukî denetimidir.
| Soru | İstinaf | Temyiz |
|---|---|---|
| İnceleyen merci | Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi | Yargıtayın ilgili ceza dairesi |
| İncelenen karar | İlk derece mahkemesi hükmü | Kural olarak BAM’ın bozma dışındaki temyize açık hükmü |
| Denetimin odağı | Maddi vaka ve hukuk | Esas olarak hukuk |
| Deliller | Dosyadaki delilleri denetleyebilir; gerektiğinde duruşma açıp delille doğrudan temas ederek yeniden hüküm kurabilir | Kural olarak yeni bir sübut yargılaması yapmaz; delil değerlendirmesinin hukuk, mantık, tecrübe ve gerekçe kurallarına uygunluğunu denetler |
| Sebep gösterme | Sanık ve katılan yönünden sebep gösterilmemesi incelemeye engel değildir; yine de somut sebep yazmak önemlidir | Bozma nedeninin somut biçimde gösterilmesi gerekir; inceleme kural olarak belirtilen hususlarla sınırlıdır |
| Muhtemel sonuç | Esastan ret, düzelterek esastan ret, bozma ve gönderme veya duruşma sonunda ilk hükmü kaldırıp yeniden hüküm | Esastan ret/onama sonucu, bozma; kanundaki sınırlı hâllerde düzeltme veya esasa ilişkin karar |
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272-285. maddeleri istinafı, 286-307. maddeleri temyizi düzenler.
BAM neyi inceler?
BAM önce başvurunun süresini, başvuru hakkını ve kararın istinafa elverişli olup olmadığını inceler. Ardından dosyayı ve sunulan delilleri değerlendirir. Hukuka aykırılık veya önemli bir eksiklik görmezse başvuruyu esastan reddedebilir. Kanunun izin verdiği sınırlı hataları düzelterek esastan ret kararı verebilir. Belirli kesin hukuka aykırılıklarda hükmü bozup dosyayı gönderebilir.
Diğer durumlarda BAM yalnız dosya üzerinden “doğru/yanlış” işareti koymakla yetinmek zorunda değildir. Duruşma açabilir, gerekli delil ve işlemleri tamamlayabilir, ilk derece hükmünü kaldırarak yeni bir hüküm kurabilir. Bu yetki, özellikle eksik araştırma, tanığın doğrudan dinlenmesi veya dijital verinin uzman incelemesi gibi olgusal konularda pratik önem taşır.
Bu, BAM’ın her başvuruda bütün yargılamayı baştan yapacağı anlamına gelmez. Başvuru, hangi araştırmanın neden gerekli olduğunu ve eksikliğin hükmü nasıl etkilediğini göstermelidir.
Yargıtay neyi inceler?
Yargıtay olay mahkemesi gibi yeni delil toplamaz ve kural olarak tanıkların güvenilirliğini baştan ölçmez. Buna karşılık hükmün hukuka dayanıp dayanmadığını; delillerden sonuca geçişin kanuna, mantığa ve tecrübe kurallarına uygun olup olmadığını; gerekçenin denetlenebilirliğini ve savunma güvencelerinin korunup korunmadığını inceler.
Bu nedenle “tanık yalan söylüyor” şeklindeki bir temyiz nedeni zayıf kalabilir. Tanığın beyanındaki belirli çelişkinin neden giderilmediği, beyanın tek veya belirleyici ağırlığına rağmen sorgulama olanağı verilmediği ya da mahkemenin güvenilirlik kabulünü gerekçelendirmediği gösterildiğinde ise mesele hukukî denetime elverişli hâle gelir.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “BAM delilleri yanlış değerlendirmiştir.”
>
Daha somut hukukî sorun: “BAM, ilk derece kararındaki tanık anlatımına dayanmış; savunmanın gösterdiği tarih ve kişi çelişkisini karşılamamış, beyanın hangi bağımsız delille doğrulandığını açıklamamıştır. Bu nedenle delilden sonuca geçiş CMK m.217 ve 230 bakımından denetlenebilir bir gerekçe içermemektedir.”
Ceza davasında istinaf ve temyiz süresi nedir?
İki haftalık süre ne zaman başlar?
7499 sayılı Kanunla değiştirilen güncel CMK m.273 ve m.291 uyarınca, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için genel kural şöyledir:
- İstinaf süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır.
- Temyiz süresi, BAM hükmünün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır.
- Süresinde başvuru, hükmün kesinleşmesini engeller.
Değişiklik 12 Mart 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Kanunla yapılmıştır. Geçişte temel ölçüt karar tarihidir: yeni süre rejimi 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.
Eski “yedi gün” bilgisi neden hâlâ görülüyor?
1 Haziran 2024 öncesindeki istinaf rejiminde yedi günlük süreye dayanan metin ve anlatımlar kullanılıyordu. Bu bilgi, yeni kararlar için güncel genel kural gibi uygulanmamalıdır. Öte yandan eski bir karar sırf bugün inceleniyor diye kendiliğinden yeni sisteme girmez. Kararın verildiği tarih, o tarihteki kanun metni, hükmün sanığın yüzüne karşı mı yokluğunda mı açıklandığı ve tebliğ işlemleri birlikte değerlendirilir.
Temyizde de eski dönem düzenlemesi istinaftaki yedi günlük kuralla aynı değildi. Bu nedenle “dosya eskiyse süre her durumda yedi gündür” demek de yanlıştır. Güvenli ayrım: yeni karar için iki hafta ve gerekçeli kararın tebliği; 1 Haziran 2024 öncesi karar için eski metin ve dosyanın tefhim/tebliğ geçmişi.
Başvuru nasıl yapılır?
İstinaf, hükmü veren ilk derece mahkemesine dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılabilir. Beyan tutanağa geçirilir ve hâkime onaylatılır. Tutuklu kişi, CMK m.263 uyarınca bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunabilir veya dilekçe verebilir.
Temyiz başvurusu da kanundaki merci ve usulle yapılır. Yanlış kanun yolu veya merci adının yazılması, başvuru iradesi ve süre doğruysa CMK m.264 gereğince hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Buna rağmen merci, karar ve talep açık yazılmalıdır; m.264 dikkatsiz başvuru için güvenli bir ikame değildir.
Bu rehber kişisel süre hesabı yapmaz. Elektronik veya fiziki tebliğin tarihi, tatil günü, eski-yeni rejim, tutukluluk ve varsa eski hâle getirme şartları somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Hangi kararlar istinaf ve temyize götürülebilir?
İstinafa başvurulabilen kararlar
Genel kural, ilk derece mahkemesinin hükümlerine karşı istinaf yolunun açık olmasıdır. On beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler BAM tarafından resen incelenir. Ancak CMK m.272/3’te, belirli sonuç adlî para cezaları, bazı beraat hükümleri ve kanunda kesin olduğu belirtilen hükümler için istisnalar vardır.
Parasal kesinlik sınırları yeniden değerleme ve geçiş hükümleri nedeniyle karar tarihine göre değişebilir. Bu nedenle sabit bir “2026 tutarı” üzerinden bütün dosyalara sonuç bağlamak yerine CMK m.272 ve Ek m.1’in karar tarihindeki metni kontrol edilmelidir.
Temyize başvurulabilen BAM kararları
CMK m.286/1 uyarınca BAM ceza dairelerinin bozma dışındaki hükümleri kural olarak temyiz edilebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, cezanın tür ve miktarı ile BAM kararının niteliğine göre bazı hükümleri temyiz dışında bırakır.
Bu nedenle “istinaftan sonra her karar Yargıtaya gider” de “beş yılın altındaki hiçbir karar temyiz edilemez” de doğru bir genel kural değildir. Her hüküm, suç ve yaptırım ayrı incelenmelidir.
TCK m.314 bakımından özel temyiz açıklığı
CMK m.286/3, ikinci fıkradaki bazı temyiz kapalılıklarına suç türü bakımından istisna getirir. TCK m.314’teki silahlı örgüt suçu bu listede açıkça yer alır. Dolayısıyla bu suçtan verilen bir BAM kararı, genel temyiz sınırlarına rağmen temyize açık olabilir.
Eski askerî öğrenci dosyalarında bu hüküm sıklıkla önem taşır. Bununla birlikte dosyada birden fazla suç veya birden fazla sanık bulunuyorsa her hükmün temyize açıklığı ayrıca belirlenmelidir.
Mahkûmiyet hükmünün istinafı ile tutukluluk hâlinin sürmesine yönelik başvuru aynı hukukî konu değildir. Koruma tedbirlerine ilişkin ayrıntı için tutuklama kararına itiraz ve tahliye yolları rehberine bakılabilir.
Bir hata kanun yolu sebebine nasıl dönüştürülür?
Etkili bir kanun yolu nedeni dört parçadan oluşur:
- Hukuk kuralı veya hak: Hangi kanun hükmü ya da yargılama güvencesi uygulanmalıydı?
- Somut olay veya işlem: Dosyanın hangi belgesi, duruşması, ara kararı ya da gerekçe paragrafı sorunludur?
- Hükme etki: Bu sorun giderilseydi hangi olgu, suç unsuru veya savunma imkânı farklı değerlendirilebilirdi?
- Kanun yolu denetimi: BAM’dan hangi maddi/hukukî inceleme; Yargıtaydan hangi hukukî denetim istenmektedir?
“Beraat etmeliydim” sonucu, bu zincirin yerini tutmaz. Aynı şekilde çok sayıda kanun maddesini olayla bağ kurmadan sıralamak da somut gerekçe değildir.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “Mahkeme eksik inceleme yapmıştır.”
>
Daha somut hukukî sorun: “Savunmanın, olay tarihinde cihazın fiilî kullanıcısını gösterebilecek kurum teslim kaydının getirtilmesi talebi reddedilmiştir. Mahkeme buna rağmen cihaz aidiyetindeki belirsizliği sanık aleyhine yorumlamıştır. Talebin sonucu etkileme kapasitesi ve ret gerekçesi CMK m.206, 217 ve 230 çerçevesinde incelenmelidir.”
İstinafta sebep göstermemek ile somut sebep yazmamak aynı şey değildir
CMK m.273/4 gereğince sanık, katılan ve maddede sayılan diğer kişiler bakımından istinaf nedeninin gösterilmemesi incelemeye engel olmaz. BAM’ın incelemesi de yazılan sebeplerle sınırlı değildir.
Yine de buradan “istinafta gerekçe yazmaya gerek yoktur” sonucu çıkmaz. Somutlaştırılmış başvuru:
- BAM’ın maddi ve hukukî sorunu görmesini kolaylaştırır,
- duruşma, tanık, bilirkişi veya veri incelemesi ihtiyacını açıklar,
- daha sonra temyizde tartışılacak hukukî zemini kurar,
- AYM ve AİHM bakımından şikâyetin iç hukukta özü itibarıyla ileri sürüldüğünü göstermeye yardımcı olur.
Temyizde “temyiz ediyorum” neden yeterli olmayabilir?
Temyizde kural daha sıkıdır. CMK m.294, hükmün neden bozulmasının istendiğinin gösterilmesini ve temyiz sebebinin hükmün hukukî yönüne ilişkin olmasını arar. CMK m.298 uyarınca Yargıtay, temyiz dilekçesi temyiz sebeplerini içermiyorsa istemi reddeder. CMK m.301’e göre inceleme kural olarak başvuruda belirtilen hususlarla; usul noksanlığı ileri sürülmüşse olayla açıklanan usul sorunuyla sınırlıdır.
Bu nedenle yalnız “temyiz ediyorum”, “karar usul ve yasaya aykırıdır” veya istinaf dilekçesini hiçbir uyarlama yapmadan tekrar etmek risklidir.
Her temyiz nedeni ayrı başlıkta şu iskeletle kurulabilir:
- Kural: Örneğin CMK m.230 gereğince hangi zorunlu gerekçe aranıyordu?
- Olay: BAM kararının hangi kabulü veya cevapsız bıraktığı hangi iddia sorunludur?
- Hukukî hata: Bu kabul neden kanuna, içtihat standardına ya da adil yargılanma güvencesine aykırıdır?
- Etki ve talep: Hata hükmün sonucunu nasıl etkileyebilir ve hangi hukukî giderim istenmektedir?
1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından CMK m.295 yürürlükte değildir. Bu rejimde temyiz istemi, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta içinde usulünce yapılmalı; hükmün neden bozulmasının istendiği ve hukukî temyiz sebepleri aynı süre içinde başvuruda gösterilmelidir (CMK m.291 ve 294). Temyiz dilekçesinin sebep içermemesi CMK m.298 uyarınca istemin reddine yol açar; Yargıtayın incelemesi de kural olarak m.301 uyarınca başvuruda belirtilen hususlarla sınırlıdır. Yalnız 1 Haziran 2024’ten önce verilen kararlar bakımından CMK Geçici m.6 gereğince önceki hükümler ile kaldırılan m.295 uygulanmaya devam eder.
Eksik inceleme ve araştırılmayan lehe olgular
Eksik inceleme, “dosyada daha fazla belge olabilirdi” demek değildir. Toplanmayan veya incelenmeyen unsurun ulaşılabilir, uyuşmazlıkla ilgili ve hükmün sonucunu etkileyebilecek nitelikte olması gerekir.
CMK m.206 delil taleplerinin reddini, m.217 hükmün duruşmada tartışılan hukuka uygun delillere dayanmasını, m.223/2-e mahkûmiyet için gerekli kesinlik düzeyini, m.230 ise gerekçeyi düzenler. İstinafta bu sorun maddi olay ve delil yönünden doğrudan gösterilebilir. BAM gerekli görürse araştırmayı tamamlayabilir veya duruşma açabilir. Temyizde ise mesele, eksik belirlenen maddi temelden hukukî sonuç çıkarılması, sonuca etkili talebin kanuna aykırı reddi veya kararın denetlenebilir gerekçe taşımaması biçiminde kurulmalıdır.
Eski askerî öğrenci dosyalarında somut araştırma soruları şunlar olabilir:
- Arayan ankesör veya sabit hattın gerçek kullanıcısı belirlendi mi?
- Arama zamanı kişinin okul, birlik, izin ve yer kayıtlarıyla karşılaştırıldı mı?
- Ardışık arandığı söylenen kişilerin statüsü ve anlatımları incelendi mi?
- Telefon hattı, cihaz veya IP kaydının fiilî kullanıcıyla bağı kuruldu mu?
- Aday numarası iddiasının veri seti, hesap yöntemi ve hata ihtimali savunma tarafından incelenebildi mi?
- Tanığın bilgi kaynağı ile önceki anlatımları arasındaki çelişkiler araştırıldı mı?
- Lehe okul, izin, sınav, birlik, abonelik veya cihaz teslim kayıtları getirildi mi?
Bu sorulardan herhangi birinin cevapsız olması otomatik bozma sebebi değildir. Başvuru, cevabın hangi suç unsuru veya savunma açıklaması bakımından önemli olduğunu göstermelidir.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “Lehe deliller toplanmamıştır.”
>
Daha somut hukukî sorun: “Belirtilen tarih aralığında sanığın okul dışında olduğunu gösterebilecek izin çizelgesinin getirtilmesi istenmiştir. Mahkeme talebin uyuşmazlıkla ilgisini tartışmadan reddetmiş; aynı tarih aralığındaki iletişim kaydını mahkûmiyet gerekçesinde kullanmıştır. Ret kararının ve eksikliğin CMK m.206, 217 ve 230 yönünden incelenmesi gerekir.”
Gerekçeli karar hangi durumda yetersizdir?
Anayasa m.141/3 ve CMK m.34 ile 230, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını ister. Gerekçe, yalnız delil listesinden ibaret değildir. Okuyucu ve kanun yolu mercii şu soruların cevabını görebilmelidir:
- Hangi olgu hangi delille sabit kabul edildi?
- Çelişen delillerden biri neden üstün tutuldu?
- Sonuca etkili savunma iddiası neden reddedildi?
- Kabul edilen fiil, suçun maddi ve manevi unsurlarını nasıl karşıladı?
- Ceza ve güvenlik tedbiri hangi hukukî temele dayandı?
“Ankesör kaydı, aday numarası ve tanık beyanı birlikte değerlendirildi” cümlesi tek başına birleşik değerlendirme değildir. Karar, her delilin kişiye aidiyetini, güvenilirliğini ve hangi suç unsurunu desteklediğini; delillerin gerçekten birbirinden bağımsız olup olmadığını açıklamalıdır.
Gerekçe yokluğu ile yetersiz gerekçe ayrımı
CMK m.289/1-g, hükmün CMK m.230 anlamında gerekçe içermemesini kesin hukuka aykırılık sayar. Fakat kısa, ikna gücü zayıf veya bazı yönleri eksik her karar otomatik olarak “gerekçesiz” değildir.
Başvuruda şu ayrım korunmalıdır:
- Gerekçe yokluğu: Hükümde kanunen bulunması gereken temel gerekçe unsurlarının hiç bulunmaması.
- Yetersiz, ilgisiz veya çelişkili gerekçe: Bir gerekçe görünümü bulunmakla birlikte delil-sonuç bağının kurulmaması ya da temel çelişkinin açıklanmaması.
- Esaslı iddianın karşılanmaması: Kararın sonucunu değiştirebilecek somut savunma iddiasına cevap verilmemesi.
[Süleyman Tuna Büyükakın [1. B.] kararında](https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/BB/2021/10961) AYM, gerekçeli karar tebliğ edilmeden istinaf incelemesinin tamamlanması ve sonradan sunulan ayrıntılı başvurunun incelenmemesi sorununu savunma için gerekli zaman ve kolaylıklar yönünden ele almıştır. [K.B. [2. B.] kararında](https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/BB/2022/50342) ise kararın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddiaların karşılanmaması gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir. [Helin Yusuf [2. B.] kararının](https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/BB/2020/14678) delil bağlamı daha özeldir: ceza muhakemesinde yeri olmayan ve yargılamada doğrulanmayan “mülakat” beyanı ile hukuka aykırı aramada elde edilen belirleyici dijital delilin yargılamanın bütünü üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “Karar gerekçesizdir.”
>
Daha somut hukukî sorun: “Savunma, tanığın olay tarihinde sanığı tanımasının mümkün olmadığını resmî öğrenci listesine dayanarak ileri sürmüştür. Karar bu belgeyi anmakla birlikte tarih çelişkisini nasıl giderdiğini açıklamamış ve beyana neden üstünlük tanıdığını göstermemiştir. Bu eksiklik gerekçeli karar ve etkili kanun yolu denetimi bakımından değerlendirilmelidir.”
Hukuka aykırı delil ile güvenilirliği tartışmalı delil aynı şey değildir
Anayasa m.38/6, kanuna aykırı elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenler. CMK m.206/2-a hukuka aykırı elde edilen delilin reddini, m.217/2 yüklenen suçun hukuka uygun elde edilmiş delille ispatını, m.230 gerekçeyi ve m.289/1-i hükmün hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delile dayanmasını düzenler.
Kanun yolu başvurusunda üç mesele ayrılmalıdır:
- Elde etme veya kullanma hukuka aykırılığı: Delil hangi işlemle elde edildi ve hangi hukuk kuralı ihlal edildi?
- Güvenilirlik ve aidiyet: Delil hukuka uygun elde edilmiş olsa bile değiştirilmiş, eksik veya yanlış kişiye bağlanmış olabilir mi?
- İspat gücü: Delil gerçek ve kişiye ait kabul edilse bile suçun hangi unsurunu ne ölçüde ispatlıyor?
Örneğin bir HTS kaydının hukuka uygun biçimde temin edilmesi, hattı o anda sanığın kullandığını veya görüşmenin suçsal içeriğini kendiliğinden kanıtlamaz. Tersine, aidiyet tartışması bulunması da tek başına delilin “hukuka aykırı elde edildiği” anlamına gelmez. Doğru hukukî kategori, doğru denetim talebini belirler.
Müdafisiz kolluk ifadesi ve yasak ifade alma yöntemleri bakımından ayrıntılı çerçeve gözaltında susma, müdafi ve ifade tutanağı hakları rehberinde ele alınmıştır. Bu beyan hükümde kullanılmışsa kanun yolu başvurusunda CMK m.148/4, m.217/2 ve olayın niteliğine göre m.289/1-h veya i ile hüküm arasındaki bağ somutlaştırılmalıdır.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “Dijital delil hukuka aykırıdır.”
>
Daha somut hukukî sorun: “Savunmaya yalnız sonuç tutanağı verilmiş; kişiyle eşleştirmeye esas ham kayıt, zaman-IP-port tablosu ve veri dönüşüm yöntemi incelemeye açılmamıştır. İtiraz, elde etme yasağından çok belirleyici delilin aidiyet ve güvenilirliğinin etkili biçimde sınanamaması ile çelişmeli yargılama güvencesine ilişkindir.”
CMK m.289: Hukuka kesin aykırılık hâlleri
CMK m.289, bazı hataları hükme etkisi ayrıca tartışılmaksızın “hukuka kesin aykırılık” sayar. Bu hâller şunlardır:
- Mahkemenin kanuna uygun şekilde oluşmaması.
- Yasaklı hâkimin hükme katılması.
- Geçerli ret nedenine rağmen veya ret istemi hukuka aykırı reddedilerek hâkimin hükme katılması.
- Mahkemenin kendisini kanuna aykırı biçimde görevli veya yetkili görmesi.
- Cumhuriyet savcısı ya da duruşmada kanunen zorunlu diğer kişinin yokluğunda duruşma yapılması.
- Duruşmalı hükümde açıklık kuralının ihlal edilmesi.
- Hükmün CMK m.230 anlamında gerekçe içermemesi.
- Hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılması.
- Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
Bu liste özellikle gerekçe, savunma hakkı ve hukuka aykırı delil itirazlarında güçlü bir omurgadır. Yine de “CMK 289 ihlal edilmiştir” etiketi tek başına yeterli değildir. Hangi bentteki hâlin, hangi tarihli işlem veya hangi delil nedeniyle oluştuğu açıklanmalıdır. Örneğin savunmanın her reddedilen talebi m.289/1-h değildir; sınırlamanın mahkeme kararından kaynaklanması, hüküm için önemli bir hususa ilişkin olması ve savunma imkânını gerçekten daraltması gerekir.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “Savunma hakkı kısıtlanmıştır, CMK 289 uygulanmalıdır.”
>
Daha somut hukukî sorun: “Mahkeme, hükmün belirleyici dayanağı olan bilirkişi raporunu duruşmada savunmaya açıkladıktan sonra inceleme ve karşı görüş sunma için süre vermeden hüküm kurmuştur. Hangi savunma imkânının ortadan kalktığı ve raporun hükümdeki ağırlığı gösterilerek CMK m.289/1-h değerlendirmesi istenmektedir.”
Savunma hakkının kısıtlanması nasıl ileri sürülür?
Savunma hakkı; yalnız duruşmada avukat bulunmasından ibaret değildir. Dosyayı ve belirleyici delili inceleyebilme, iddiayı anlayabilme, gerekli zaman ve kolaylığa sahip olma, tanık ve uzmanlara soru sorabilme, delil sunabilme ve esas hakkındaki iddiaya cevap verebilme güvencelerini de içerir.
Kanun yolu bakımından sık görülen sorunlar şunlardır:
- Zorunlu müdafi olmadan işlem veya duruşma yapılması,
- Gerekçeli karara ya da dosyaya etkili erişim sağlanmadan kanun yolu incelemesinin bitirilmesi,
- Esas hakkındaki mütalaaya karşı makul hazırlık süresi verilmemesi,
- Belirleyici raporun veya verinin savunmadan saklı tutulması,
- Tanık veya uzmanın etkili biçimde sorgulanamaması,
- Müdafinin sonuca etkili talebinin kayda geçirilmemesi ya da karara bağlanmaması,
- BAM’ın kişi aleyhine belirleyici olgusal veya güvenilirlik değerlendirmesini gerekli doğrudanlık güvenceleri olmadan kurması.
Başvuruda tarih ve işlem gösterilmelidir: Hangi ara karar savunmayı sınırladı? Savunma hangi belgeyi inceleyemedi veya hangi soruyu soramadı? Bunun aidiyet, kast ya da tanık güvenilirliği gibi hangi belirleyici meseleye etkisi oldu?
İstinafta BAM’ın duruşma açması ve eksik savunma imkânını gidermesi istenebilir. Temyizde ise sınırlamanın CMK m.289/1-h dâhil hangi hukukî güvenceyi ihlal ettiği ve BAM’ın bunu neden gideremediği açıklanmalıdır.
Tanık, itirafçı ve gizli tanık beyanları kanun yolunda nasıl incelenir?
Bir beyanın “itirafçıdan gelmesi”, onu otomatik olarak geçersiz veya doğru yapmaz. Kanun yolu incelemesinde şu sorular önemlidir:
- Beyan doğrudan bilgiye mi, duyuma mı dayanıyor?
- Kişi, olay ve zaman bakımından denetlenebilir ayrıntı içeriyor mu?
- Önceki ve sonraki anlatımlar arasında çelişki var mı?
- Tanığın etkin pişmanlık veya başka bir menfaati bulunuyor mu ve bu durum gerekçede tartışılmış mı?
- Savunma tanığı geçmişte veya duruşmada etkili biçimde sorgulayabildi mi?
- Beyan mahkûmiyetin tek veya belirleyici dayanağı mı?
- Destekleyici olduğu söylenen deliller bağımsız mı, yoksa aynı anlatımdan mı türemiş?
- Tanığın hazır olmamasını dengeleyecek güvenceler sağlandı mı?
AYM, [Selçuk Arslan [GK], B. No. 2020/19752, 6.2.2025](https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/BB/2020/19752) kararında TSK mahrem yapılanması soruşturması bağlamında mahkûmiyete esas alınan tanıkların duruşmada sorgulanamamasını tanık sorgulama hakkı yönünden incelemiştir. AİHM de [Schatschaschwili/Almanya [BD]](https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-159566) kararında tanığın yokluğu için iyi neden, beyanın tek veya belirleyici ağırlığı ve karşı dengeleyici güvenceleri bütünsel bir test içinde ele alır.
Bu ilkeler, her sorgulanamayan tanığın otomatik bozma sonucuna yol açtığı anlamına gelmez. Beyanın hükümdeki ağırlığı, sorgulama talebi ve sunulan güvenceler somut dosyada gösterilmelidir. Tanık türleri ve güvenilirlik ölçütlerinin ayrıntısı için tanık, etkin pişmanlık ve gizli tanık beyanlarının değerlendirilmesi rehberine bakılabilir.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “İtirafçı beyanına itibar edilemez.”
>
Daha somut hukukî sorun: “Tanık ilk ifadesinde isim vermemiş, daha sonraki anlatımında tarih ve yer belirtmeksizin sanığı teşhis etmiştir. Savunmanın bu değişimin kaynağına ilişkin soruları yöneltme talebi reddedilmiş; karar çelişkiyi ve tanığın menfaat durumunu tartışmadan beyanı belirleyici kabul etmiştir.”
Dijital delil sorunları nasıl ileri sürülür?
Dijital delilde teknik terimleri sıralamak yeterli değildir. İtiraz, her teknik eksikliğin savunma ve hüküm üzerindeki işlevini göstermelidir. Başlıca inceleme alanları şunlardır:
- Verinin özgün kaynağı ve elde edilme yöntemi,
- Adli imaj, hash değeri ve veri bütünlüğü,
- Muhafaza ve işlem zinciri,
- Veri üzerinde yapılan dönüştürme, filtreleme veya sürüm değişiklikleri,
- Algoritma, eşleştirme tablosu ve karşılaştırma grubu,
- Cihaz, hat, IP, kullanıcı hesabı ve fiilî kişi arasındaki bağ,
- Savunmaya verilen ham veri ve bağımsız uzman incelemesi imkânı,
- Verinin suçun hangi maddi veya manevi unsurunu ispatladığı.
AYM’nin [Sencer Başat ve diğerleri [GK]](https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/BB/2013/7800) ve [Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri [GK]](https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/BB/2014/253) kararları, dijital delile yönelik somut teknik itirazların, savunma raporlarının ve inceleme taleplerinin yargılamanın hakkaniyeti içindeki önemini gösterir. Bu kararlar her teknik itirazın kabul edileceği anlamına gelmez; talebin uyuşmazlıkla ilgisi ve sonucu etkileme kapasitesi açıklanmalıdır.
ByLock, ankesör ve aday numarası bakımından kişiselleştirme
Ortak bir veri kümesinde adın geçmesi ile suçun kişisel unsurlarının ispatı aynı şey değildir. Değerlendirme, verinin ilgili kişiye nasıl bağlandığını ve hangi fiil, zaman, bilgi ve kast sonucunu desteklediğini açıklamalıdır.
- ByLock bakımından kişiyle ilişkilendirilen User-ID, cihaz, hat, CGNAT, mesaj veya diğer kayıtların bağlantısı ve savunmanın veriye erişimi önemlidir. Ayrıntı için ByLock verisinin aidiyeti ve Yalçınkaya kararı rehberine bakılabilir.
- Ankesör veya HTS bakımından hattın gerçek kullanıcısı, yer-zaman uyumu, arama örüntüsü, ardışık aranan kişiler ve alternatif açıklamalar araştırılmalıdır. Ayrıntı için ankesörlü telefon kayıtlarında kişiselleştirme ölçütleri rehberi kullanılabilir.
- Aday numarası veya kodlama iddiasında veri seti, üretim yöntemi, formül, karşılaştırma grubu ve hata ihtimali savunmanın incelemesine açık olmalıdır. Ayrıntı için aday numarası ve kodlama iddialarının teknik temeli yazısına bakılabilir.
[Yüksel Yalçınkaya/Türkiye [BD]](https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-227636) kararı, ByLock kullanımından suçun bütün unsurlarına kategorik geçişi ve başvurucunun kendisine ilişkin belirleyici veriye etkili erişim ve itiraz imkânını AİHS m.6 ve 7 bakımından ele almıştır. Karar, “ByLock hiçbir dosyada delil olamaz” dememiştir. İlke, otomatik varsayım yerine kişiye özgü ve denetlenebilir değerlendirme yapılmasıdır.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “Ankesör kaydı tek başına delil olamaz.”
>
Daha somut hukukî sorun: “Mahkeme, belirli sabit hattan iki aramayı sanıkla ilişkilendirmiş; hattın fiilî kullanıcısını, aynı zaman diliminde aranan kişileri ve sanığın yer kaydını araştırmamıştır. Savunmanın ortak kullanım ve tesadüfi arama açıklamasını hangi olguyla dışladığını da gerekçede göstermemiştir.”
Suçta ve cezada kanunilik kanun yolunda nasıl kurulur?
Anayasa m.38, TCK m.2 ve 7 ve AİHS m.7, suç ve cezanın kanuniliğini güvence altına alır. Kanunilik itirazı, yalnız suç maddesinin olay tarihinde kanunda bulunup bulunmadığına indirgenemez. Uygulanan yorumun erişilebilir ve makul ölçüde öngörülebilir olması da önemlidir.
Eski askerî öğrenci dosyalarında şu sorular ortaya çıkabilir:
- Olay tarihinde hukuka uygun görünen okul, eğitim, barınma, sosyal veya dinî faaliyete sonradan geliştirilen bir ölçütle otomatik suç anlamı mı yüklendi?
- Kişinin yapının suçsal niteliğini ne zaman ve hangi somut olguyla bildiği gösterildi mi?
- İletişim veya dijital kullanım kabulü, TCK m.314’ün bütün maddi ve manevi unsurlarının yerine mi geçirildi?
- TCK m.20 ve 21 gereğince kişisel fiil ve kast, başkalarının eylemi veya yalnız statü üzerinden mi türetildi?
- Sonradan gelişen içtihat ölçütü geçmişteki davranışa sanığın öngöremeyeceği biçimde mi uygulandı?
AYM, [Hasan Sarıcı [GK]](https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/BB/2018/37695) kararında yasal faaliyetlerden örgütün suçsal niteliğini bilme sonucu çıkarılmasını kanunilik yönünden incelemiştir. AİHM’in Yüksel Yalçınkaya ve 5.5.2026 tarihli kesin [Yasak/Türkiye [BD], B. No. 17389/20](https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-250157) kararları; suç unsurlarına kategorik varsayımla ulaşılması ile bilgi, manevi unsur/üyelik iradesi ve kişisel, işlevsel veya hiyerarşik bağın somut olayda gösterilmesi konularında bağlama özgü ilkeler içerir.
Bu kararların her örgüt üyeliği dosyasında aynı sonucu verdiği söylenemez. Kanun yolu sebebi, olay tarihindeki somut davranışı, uygulanan hukuk yorumunu ve öngörülemez olduğu ileri sürülen genişlemeyi ayrı ayrı göstermelidir. Konunun ayrıntılı açıklaması için kanunda suç olmayan davranışlardan örgüt üyeliği çıkarılması yazısına bakılabilir.
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi bir slogandan nasıl çıkarılır?
Masumiyet karinesi Anayasa m.38/4 ve AİHS m.6/2 ile; mahkûmiyet için gereken ispat düzeyi CMK m.223/2-e ile bağlantılıdır. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, her delil tartışmasının sonuna eklenen bir slogan değil; ispat yükü ve gerekçe kuralıdır.
Somut sorun şu biçimlerde görülebilir:
- Mahkeme, alternatif masum açıklamayı iddia makamı çürütmek yerine sanıktan masumiyetini kanıtlamasını bekler.
- “Neden arandığını açıklayamadı”, “kodun sebebini kanıtlayamadı” veya “örgütle ilgisizliğini gösteremedi” gibi ifadelerle ispat yükü tersine çevrilir.
- Araştırmayla giderilebilecek belirsizlik giderilmez ve sanık aleyhine tamamlanır.
- Bilgi veya kast unsuru birbirine bağlı varsayımlar zinciriyle kabul edilir.
- Birden fazla zayıf unsurun, bağımsız olup olmadığı gösterilmeden birbirini doğruladığı varsayılır.
İstinafta, alternatif açıklamanın ve eksik araştırmanın maddi vaka üzerindeki etkisi gösterilir. Temyizde ise mahkûmiyet standardının yanlış uygulanması, ispat yükünün tersine çevrilmesi veya gerekçenin belirsizliği sanık aleyhine tamamlaması hukukî sorun hâline getirilir.
AYM olağan bir “delil yeterliliği” temyizi yapmaz. Bu nedenle bireysel başvuru ihtimali düşünülüyorsa mesele, yalnız “deliller yetmezdi” şeklinde değil; masumiyet karinesinin tersine çevrilmesi, açık keyfîlik, esaslı iddianın cevapsız bırakılması veya belirleyici savunma güvencesinin eksikliği üzerinden korunmalıdır.
Örnek itiraz mantığı
>
Zayıf: “Şüpheden sanık yararlanır ilkesi ihlal edilmiştir.”
>
Daha somut hukukî sorun: “Karar, aramanın nedenini sanığın açıklayamamasını mahkûmiyet lehine değerlendirmiş; arayan hattın kullanıcısını belirlememiş ve suçsal içeriğe ilişkin başka olgu göstermemiştir. Böylece araştırılabilir belirsizliğin sanık aleyhine tamamlanıp ispat yükünün fiilen tersine çevrildiği ileri sürülmektedir.”
Mahkeme savunmanın esaslı iddialarını karşılamazsa ne olur?
Mahkeme savunmanın her cümlesine ayrı cevap vermek zorunda değildir. Fakat kararın sonucunu değiştirebilecek, somut ve hukukî dayanağı bulunan bir iddia karşılanmalıdır. Aksi hâlde gerekçeli karar hakkı ve etkili kanun yolu denetimi zedelenebilir.
Esaslı iddia örnekleri şunlardır:
- Hattın veya cihazın başka bir kişinin kullanımında olduğunu gösteren resmî kayıt,
- Olay tarihinde kişinin başka yerde bulunduğunu gösteren doğrulanabilir okul, görev veya izin belgesi,
- Tanığın aynı kişi veya tarih hakkındaki önceki ifadesiyle açık çelişki,
- Dijital veride tarihsel imkânsızlık, hash veya sürüm sorunu,
- Kodlama formülünün çok sayıda ilgisiz kişiyi aynı biçimde işaretlediğine ilişkin teknik bulgu,
- Kullanılan delil ile suçun bilgi, kast veya hiyerarşik bağ unsuru arasında bağ kurulamaması,
- Lehe uzman raporundaki temel teknik itiraza cevap verilmemesi.
Başvuruda “savunmalarımız değerlendirilmedi” demek yerine, iddianın sunulduğu tarih ve belge, hükümde cevapsız kalan nokta ve sonuca etkisi gösterilmelidir. İlk derece kararında cevapsız kalan iddia istinafta açıkça tekrar edilmeli; BAM da karşılamazsa temyizde her iki gerekçedeki eksiklik ayrı kurulmalıdır.
Eski askerî öğrenci dosyalarında kanun yolu denetimi için kontrol soruları
Askerî okul geçmişi, tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz; aynı zamanda tek başına sorumluluğu dışlamaz. Ceza sorumluluğu kişiseldir. Dosyanın fiil, delil, bilgi, kast ve usul geçmişi kişi bazında incelenmelidir. 669 sayılı KHK sonrası askerî öğrencilerin statüsü ile ceza mahkûmiyetinin dayanakları birbirine karıştırılmamalıdır.
Kanun yolu dosyası hazırlanırken şu kontrol soruları yararlı olabilir:
| Dosyadaki konu | Sorulacak maddi soru | Kanun yolundaki hukukî karşılığı |
|---|---|---|
| Ankesör/HTS | Hat, zaman, yer, arama örüntüsü ve fiilî kullanıcı kişiye özgü araştırıldı mı? | Eksik araştırma; CMK m.217 ve 230; kast ve kişiselleştirme |
| Aday numarası/kod | Veri seti, yöntem, formül, karşılaştırma ve hata ihtimali incelenebildi mi? | Etkili savunma; uzman incelemesi; gerekçe ve kanunilik |
| ByLock/dijital veri | Ham veri ve kişi-cihaz-hat bağlantısı gösterildi mi? | Çelişmeli yargılama; aidiyet; kategorik suç unsuru çıkarımı |
| Tanık/etkin pişmanlık | Bilgi kaynağı, çelişki, menfaat ve sorgulama olanağı değerlendirildi mi? | Tanık sorgulama; gerekçeli güvenilirlik; karşı dengeleyici güvence |
| Müdafisiz/yasak yöntemli beyan | Beyanın koşulları, sonraki doğrulama ve hükümdeki ağırlığı nedir? | CMK m.148/4, 217/2 ve koşulları varsa m.289/1-h veya i |
| Askerî okul/statü | Kişisel fiil, olay tarihindeki bilgi ve kast hangi somut olguyla kuruldu? | TCK m.20, 21 ve 314; kanunilik; kolektif sorumluluk yasağı |
| Lehe kayıt | Talep somut, ulaşılabilir ve sonucu etkileyici miydi; neden reddedildi? | CMK m.206, 217, 223 ve 230; BAM’da tamamlama ihtiyacı |
| Delillerin topluca sayılması | Her delil hangi unsuru ispatlıyor ve gerçekten bağımsız mı? | Denetlenebilir gerekçe; varsayımla suç unsuru tamamlama yasağı |
Bu tablo, belirli bir dosyadaki olguların varlığını kabul etmez. “Tespit edildi”, “irtibatlı” veya “örgüt mensubu” gibi ifadeler, resmî makam iddiası veya kesinleşmiş mahkeme tespiti olduğu açıkça belirtilmeden olgu gibi kullanılmamalıdır. Yakalama, gözaltı, tutuklama, iddianame, mahkûmiyet ve kesinleşme birbirinden farklı hukukî aşamalardır.
İstinaf ve temyiz AYM ve AİHM başvurusunu nasıl etkiler?
İstinaf ve temyiz yalnız mevcut hükmün denetimi için değil, daha sonra yapılabilecek bireysel başvuruların kabul edilebilirliği bakımından da önemlidir.
AYM bakımından
6216 sayılı Kanunun 45-47. maddeleri uyarınca mevcut ve etkili olağan kanun yolları tüketilmelidir. İstinaf veya temyiz açık olduğu hâlde kullanılmazsa AYM başvurusu tüketmeme nedeniyle kabul edilemez bulunabilir.
Şikâyetin yalnız dosyayı üst mahkemeye taşımış olmakla korunacağı varsayılmamalıdır. Delile erişememe, tanığı sorgulayamama, hukuka aykırı delil, kanunilik veya gerekçesizlik sorunu derece mahkemeleri önünde olgusal ve hukukî özüyle ileri sürülmelidir.
AYM’ye bireysel başvuruda genel süre, başvuru yollarının tüketildiği; yol yoksa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gündür. Öğrenme anı somut olaya göre değişebileceği için yalnız tebligat varsayımına güvenilmemelidir. AYM, BAM veya Yargıtay gibi delilleri baştan tartan dördüncü bir derece değildir; anayasal hakkın ihlal edilip edilmediğini inceler. AYM’nin resmî süre aşımı ve başvuru yollarının tüketilmemesi sayfaları ayrıca incelenebilir.
AİHM bakımından
AİHS m.35 uyarınca kullanılabilir ve etkili iç hukuk yolları tüketilmelidir. Türkiye’den ceza mahkûmiyetine ilişkin adil yargılanma ve kanunilik şikâyetlerinde AYM bireysel başvurusu kural olarak bu zincirin parçasıdır.
Şikâyetin ulusal merciler önünde mutlaka “AİHS m.6” veya “m.7” etiketiyle yazılması şart değildir; fakat aynı sorun özü itibarıyla ileri sürülmelidir. Yalnız başka bir bozma sebebi yazmak, daha sonra AİHM’e taşınan farklı bir tanık sorgulama veya delile erişim şikâyetini tüketmez.
AİHM’e genel başvuru süresi nihai iç hukuk kararından itibaren dört aydır. İstinaf ve temyiz aşamasında dilekçelerin, tebliğ ve öğrenme tarihlerinin, delile erişim taleplerinin, ara kararların, tanık ve bilirkişi taleplerinin ve cevapsız kalan esaslı iddiaların saklanması bu nedenle önemlidir. AİHM de ulusal mahkemelerin yerine geçerek olağan bir beraat veya delil temyizi yapmaz.
Sık sorulan sorular
Ceza mahkûmiyetine karşı istinaf süresi kaç haftadır?
1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından genel istinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Daha eski kararlar için eski metin ve dosyanın tefhim/tebliğ geçmişi ayrıca incelenmelidir. Özel hükümler ve kişisel süre hesabı somut dosyaya göre değişebilir.
Süre kısa kararın açıklanmasıyla mı, gerekçeli kararın tebliğiyle mi başlar?
Güncel CMK m.273 ve m.291’e tabi kararlarda genel süre, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğiyle başlar. Eski “tefhimden itibaren yedi gün” anlatımı yeni istinaf kararlarına uygulanmamalıdır. 1 Haziran 2024 öncesi kararların tabi olduğu geçiş rejimi ayrıca kontrol edilmelidir.
İstinaf dilekçesinde sebep yazmak zorunlu mudur?
Sanık ve katılan bakımından sebep gösterilmemesi istinaf incelemesine engel olmaz; BAM incelemesi yazılan nedenlerle de sınırlı değildir. Buna rağmen belirli hataları, delilleri ve talepleri somutlaştırmak etkili inceleme ile daha sonraki temyiz, AYM ve AİHM şikâyetlerinin korunması için önemlidir.
Temyiz dilekçesinde yalnız “karar hukuka aykırıdır” demek yeterli midir?
Yeterli olmayabilir. CMK m.294 hükmün neden bozulmasının istendiğinin gösterilmesini, m.301 ise Yargıtay incelemesinin kural olarak belirtilen hususlarla sınırlı olmasını öngörür. İhlal edilen kural, somut olay, hükme etki ve istenen hukukî sonuç ayrı kurulmalıdır.
BAM delilleri yeniden değerlendirebilir mi?
Evet. BAM hem maddi vaka hem hukuk denetimi yapabilir; dosyadaki delilleri değerlendirebilir ve gerekli hâlde duruşma açıp eksik işlemleri tamamlayarak yeni hüküm kurabilir. Ancak her istinaf dosyasında bütün delillerin baştan toplanması zorunlu değildir.
Yargıtay tanık ve dijital delilleri yeniden tartar mı?
Yargıtay kural olarak olay mahkemesi gibi yeni sübut yargılaması yapmaz. Bununla birlikte tanık veya dijital delilden sonuca geçişin kanuna, mantığa, tecrübe kurallarına ve gerekçe yükümlülüğüne uygunluğunu; savunma güvencelerinin korunup korunmadığını denetleyebilir.
Eksik inceleme veya lehe delilin toplanmaması bozma sebebi olabilir mi?
Olabilir; fakat sonuç otomatik değildir. Toplanmayan delilin somut, ulaşılabilir, uyuşmazlıkla ilgili ve hükmü etkileyebilecek nitelikte olduğu; talebin ne zaman yapıldığı, nasıl reddedildiği ve belirsizliğin sanık aleyhine nasıl kullanıldığı gösterilmelidir.
Mahkeme savunmanın bütün iddialarına cevap vermek zorunda mıdır?
Hayır. Mahkeme her cümleye ayrı cevap vermek zorunda değildir. Ancak kararın sonucunu değiştirebilecek somut ve esaslı iddiaları karşılamalıdır. Başvuruda cevapsız kalan iddia, sunulduğu belge veya tarih ve hükme muhtemel etkisi açıkça belirtilmelidir.
Gerekçesiz veya şablon karar CMK m.289 kapsamında mıdır?
CMK m.289/1-g, hükmün CMK m.230 anlamında gerekçe içermemesini kesin hukuka aykırılık sayar. Her kısa veya ikna etmeyen gerekçe bu bentteki tam gerekçe yokluğuna eşit değildir. Yetersiz, ilgisiz ya da çelişkili gerekçe ayrıca somutlaştırılmalıdır.
Hukuka aykırı delile dayanan hükme karşı hangi hükümler ileri sürülür?
Olayın niteliğine göre Anayasa m.38/6 ile CMK m.206/2-a, 217/2, 230 ve 289/1-i gündeme gelebilir. Başvuru, delilin hangi yöntemle ve hangi kurala aykırı elde edildiğini, hükümdeki ağırlığını ve savunmanın itiraz sürecini göstermelidir.
Tanık duruşmada sorgulanmadıysa mahkûmiyet otomatik bozulur mu?
Hayır. Tanığın hazır edilememesi için gösterilen neden, beyanın tek veya belirleyici ağırlığı, önceki sorgulama olanağı ve karşı dengeleyici güvenceler birlikte değerlendirilir. Bu unsurların her biri somut dosya ve karar gerekçesi üzerinden açıklanmalıdır.
ByLock, ankesör veya aday numarası itirazı istinafta nasıl somutlaştırılır?
“Bu delil geçersizdir” demek yerine ham veri, yöntem, kişi-cihaz-hat bağı, zaman ve yer uyumu, hata ihtimali, alternatif açıklama ve bağımsız inceleme talepleri ayrı gösterilmelidir. Ardından eksikliğin aidiyet, güvenilirlik, kast veya suç unsuru üzerindeki etkisi açıklanmalıdır.
TCK m.314 mahkûmiyetlerinde BAM kararı temyiz edilebilir mi?
CMK m.286/3, TCK m.314’ü özel olarak sayar. Bu nedenle bu suçtan verilen BAM hükmü, m.286/2’deki genel temyiz kapalılığına rağmen temyize açık olabilir. Birden fazla suç veya hüküm varsa her biri ayrıca değerlendirilmelidir.
İstinaf veya temyizde yazılmayan bir ihlal daha sonra AYM’ye götürülebilir mi?
Risklidir. AYM ikincillik ilkesi gereği mevcut ve etkili yolların tüketilmesini ve şikâyetin derece mahkemeleri önünde özü itibarıyla ileri sürülmesini arar. Sadece hükmü üst mahkemeye taşımak, farklı bir anayasal şikâyeti kendiliğinden korumaz.
AYM’den sonra AİHM’e başvuru süresi ne kadardır?
Genel kural, nihai iç hukuk kararından itibaren dört aydır. Başlangıç tarihi, kararın kesinliği ve bildirim/öğrenme biçimi somut olayda ayrıca incelenmelidir. AİHM başvurusu için şikâyetin iç hukukta özü itibarıyla ileri sürülmüş olması da gerekir.



