AYM bireysel başvurusu nedir, ne değildir?

Anayasa’nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre bireysel başvuru; Anayasa’da güvence altına alınmış ve AİHS ile ek protokollerin ortak koruma alanında kalan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasına ilişkin ikincil bir hak arama yoludur.

Ceza yargılamasında bu, örneğin şu tür sorunların anayasal boyut kazanması anlamına gelebilir:

  • Mahkemenin sonucu etkileyebilecek savunma iddiasına cevap vermemesi,
  • Savunmanın belirleyici delile erişememesi veya etkili biçimde itiraz edememesi,
  • Tanığın sorgulanamaması,
  • Delil kullanımının açık keyfîlik veya bariz takdir hatası düzeyine ulaşması,
  • Suçta ve cezada kanunilik güvencesini zedeleyen öngörülemez bir yorum yapılması.

AYM, kural olarak “hangi tanık daha güvenilir?”, “hangi teknik rapor daha doğru?” veya “deliller mahkûmiyete yeterli mi?” sorularını derece mahkemesinin yerine geçerek yeniden çözmez. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin altıncı fıkrası, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceğini belirtir.

Bu, AYM’nin delille ilgili hiçbir soruna bakmadığı anlamına gelmez. İnceleme, delilin yeniden tartılması için değil; adil yargılanma güvencelerinin etkisiz bırakılıp bırakılmadığı için yapılır.

Zayıf anlatım: “Mahkeme delilleri yanlış değerlendirdi.”

>

Daha anayasal anlatım: “Mahkûmiyetin belirleyici dayanağı olan dijital verinin kişiyle eşleştirilmesine esas ham kayıt savunmaya açılmamış; bu konudaki esaslı itirazlar kararda karşılanmamıştır.”

Kimler başvurabilir? Mağdur sıfatı neden önemlidir?

Bireysel başvuru, doğrudan ve güncel olarak etkilendiğini ileri süren gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılabilir. Başvurucunun soyut bir hukuk tartışması yürütmesi veya başkalarının hak ihlalini genel olarak ileri sürmesi yeterli değildir.

Ceza dosyasında başvurucu, kendi hakkında kullanılan işlem, karar veya uygulamanın hangi temel hakkını nasıl etkilediğini göstermelidir. Yakınların, temsilcilerin veya tüzel kişilerin başvurularında ise ayrıca temsil ve mağdur sıfatı sorunları doğabilir.

Ceza davasında AYM’ye ne zaman başvurulabilir?

Olağan kanun yollarının tüketilmesi

Anayasa m.148/3 ve 6216 sayılı Kanun m.45/2 gereğince, AYM’ye başvurmadan önce kullanılabilir ve etkili olağan kanun yolları tüketilmelidir. Ceza mahkûmiyetinde istinaf ve temyiz açık ve etkili yollar ise, kural olarak bu yollar tamamlanmadan AYM’ye gidilemez.

Tüketme yalnız dilekçe vermek değildir. Başvurucudan, ihlal iddiasının temelindeki olgu ve itirazları yetkili mercilere süresinde ve usulüne uygun biçimde sunması beklenir. AYM’de kullanılacak anayasal dilin her kelimesinin daha önce kullanılmış olması şart değildir; fakat şikâyetin olgusal ve hukukî özü önce derece mahkemeleri önünde görünür olmalıdır.

Örneğin:

Olağan kanun yolundaki itirazAYM’deki anayasal çerçeve
“Ham dijital veriye ve teknik eşleştirme kayıtlarına erişim talebimiz reddedildi.”Silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve savunma için gerekli kolaylıklar
“Belirleyici tanığın sorgulanması talep edildiği hâlde gerekçesiz biçimde reddedildi.”Tanık sorgulama hakkı ve yargılamanın bütün olarak hakkaniyeti
“Lehe HTS kaydı veya bilirkişi incelemesi talebi kararda tartışılmadı.”Gerekçeli karar hakkı ve etkili savunma
“Davranışın gerçekleştiği tarihte suç sayılabileceğini öngörmeye imkân veren somut norm ve kişisel bağ gösterilmedi.”Suçta ve cezada kanunilik

Nihai karar nedir?

Nihai karar, AYM bakımından şikâyet konusu ihlal için kullanılabilir olağan başvuru yolunun tüketildiğini gösteren karar veya işlemdir. Ceza mahkûmiyetinde temyiz yolu açıksa çoğu kez Yargıtay kararı; temyiz kapalıysa veya başka etkili olağan yol bulunmuyorsa bölge adliye mahkemesi kararının tebliği ya da öğrenilmesi önem taşıyabilir.

Ancak tek bir şablon yoktur. Tutukluluk, adli kontrol, elkoyma, müsadere, infaz veya disiplin yaptırımı gibi ayrı işlemler, mahkûmiyet hükmünden farklı nihai karar ve süre sorunları doğurabilir.

Kararın UYAP sisteminde yalnızca mevcut olması tek başına yeterli kabul edilmez. Ancak başvurucu veya yetkili vekil tarafından kararın UYAP üzerinden fiilen açılıp okunduğu tarih güvenilir kayıtla belirlenebiliyorsa, AYM bu tarihi öğrenme tarihi olarak dikkate alabilir. Tebligat, vekile tebligat, UYAP görüntüleme ve dosyadan örnek alma kayıtları bu nedenle saklanmalıdır.

AYM bireysel başvuru süresi kaç gündür?

Genel kural, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde başvurudur. Bu süre, 6216 sayılı Kanun m.47 ve AYM İçtüzüğü m.64 çerçevesinde değerlendirilir.

Bu ifade, her dosyada “temyiz kararından tam 30 gün sonra” şeklinde otomatik hesap yapılabileceği anlamına gelmez. Kanundaki genel kural 30 gündür. Başvuru yolu tüketilmişse süre, o yolun somut dosyada ne zaman tamamlandığı değerlendirilerek; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihe göre hesaplanır. Nihai kararın daha önce fiilen öğrenildiği ispatlanırsa bu tarih de önem kazanabilir.

Mazeret hâli

Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı mazeret nedeniyle süresinde başvuru yapılamaması hâlinde, mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazereti belgeleyerek başvuru yapılması öngörülmüştür.

Bu, süreyi serbestçe uzatan genel bir imkân değildir. Mazeretin gerçekten başvuruyu engelleyip engellemediği, ne kadar sürdüğü ve belgeyle desteklenip desteklenmediği somut olayda önem taşır.

Başvuru formu, ekler ve şekil şartları

Bireysel başvuru, AYM’nin belirlediği form ve ekler aracılığıyla yapılır. Başvuruda genel olarak:

  • Başvurucunun ve varsa temsilcisinin bilgileri,
  • İhlale neden olduğu ileri sürülen kamu gücü işlemi veya karar,
  • İhlal edildiği ileri sürülen hak,
  • Olayların özeti ve şikâyetin gerekçesi,
  • Kullanılan kanun yolları,
  • Nihai kararın veya ihlalin öğrenilme tarihi,
  • Dayanılan belgeler,
  • İhlale neden olduğu ileri sürülen karar ve işlem örnekleri

yer almalıdır.

Bireysel başvuru, kanun ve İçtüzükteki şartlara uygun olarak doğrudan AYM’ye, mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla yapılabilir. Avukatla temsil edilen başvurularda, AYM’nin güncel uygulaması uyarınca UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik başvuru imkânı da bulunmaktadır. E-posta, faks veya olağan posta resmî başvuru kanalı değildir. Form, harç veya adli yardım ve teslim usulü, yayın veya başvuru tarihinde AYM’nin güncel sayfalarından ayrıca kontrol edilmelidir.

Eksikliklerin süresinde tamamlanmaması, form ve ek şartlarına uyulmaması veya sürenin kaçırılması idari ret ya da kabul edilemezlik sonucuna yol açabilir.

Başlıca kabul edilemezlik nedenleri

AYM, esasa geçmeden önce kabul edilebilirlik şartlarını inceler. Başlıca riskler şunlardır:

  • Süre aşımı: 30 günlük sürenin geçirilmesi veya öğrenme tarihinin belgeyle ortaya konulamaması.
  • Başvuru yollarının tüketilmemesi: Açık ve etkili istinaf, temyiz veya şikâyete uygun başka yol tamamlanmadan başvuru yapılması.
  • Mağdur sıfatının bulunmaması: Başvurucunun doğrudan ve güncel etkilenmesini gösterememesi.
  • Açıkça dayanaktan yoksunluk: Şikâyetin yalnız soyut, genel veya temelsiz kalması.
  • Kanun yolu şikâyeti: Talebin yalnız delil takdirinin veya hukuk yorumunun yeniden yapılmasına indirgenmesi.
  • Şekil veya ek eksikliği: Kesin sürede giderilmeyen form ve belge eksiklikleri.
  • Kötüye kullanım: Gerçeğe aykırı bilgi, yanıltıcı belge veya başvuru hakkıyla bağdaşmayan davranış.

AYM delilleri yeniden inceler mi?

AYM, derece mahkemelerinin yaptığı delil değerlendirmesinin yerine kendi değerlendirmesini koymaz. Bu nedenle “mahkeme tanığa inanmamalıydı” veya “bilirkişi raporu yanlış” türünden itirazlar, tek başına AYM incelemesine elverişli olmayabilir.

Fakat delil tartışması şu durumlarda anayasal önem kazanabilir:

  • Savunma, hükümde belirleyici rol oynayan delile erişememişse,
  • Delile etkili itiraz veya karşı delil sunma imkânı fiilen yoksa,
  • Esaslı teknik itirazlar gerekçede cevapsız bırakılmışsa,
  • Tanığın sorgulanması mümkün olmamış ve yeterli karşı dengeleyici güvenceler gösterilmemişse,
  • Delilin kullanımı açık keyfîlik veya bariz takdir hatası düzeyine ulaşmışsa,
  • Delilden suçun maddi veya manevi unsurlarına öngörülemez biçimde sonuç çıkarılmışsa.

Bu ayrım, AYM’yi yeni bir bilirkişi veya temyiz mercii gibi konumlandırmadan adil yargılanma sorununu görünür kılar.

Ceza yargılamasında başlıca anayasal şikâyetler

Gerekçeli karar hakkı

Anayasa m.36 ve m.141/3 ile bağlantılı gerekçeli karar hakkı, mahkemenin her cümleye tek tek cevap vermesini zorunlu kılmaz. Ancak sonucu etkileyebilecek esaslı iddia ve itirazların neden kabul edilmediğinin anlaşılabilir biçimde açıklanmasını gerektirir.

AYM’nin Sencer Başat ve diğerleri kararında vurguladığı üzere, karar gerekçesi temel iddia ve itirazlarla yeterli bağ kurmalıdır. K.B. ile Mustafa Seyhan kararları da esaslı savunma ve kanun yolu itirazlarının karşılanmasının önemini somutlaştırır.

Zayıf anlatım: “Gerekçe kısa yazılmıştır.”

>

Daha anayasal anlatım: “Savunmanın sunduğu belirli teknik raporun hükmün dayandığı eşleştirme yöntemini neden değiştirmediği açıklanmamış; istinaf dilekçesindeki bu itiraz da değerlendirilmemiştir.”

Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklar

Bu güvence, kişinin isnadı, delilleri ve karar gerekçesini anlayarak etkili savunma yapabilmesini amaçlar. Gerekçeli karar tebliğ edilmeden kanun yolu incelemesinin tamamlanması veya belirleyici belgelere fiilen erişememe bu başlık altında önem kazanabilir.

Süleyman Tuna Büyükakın kararında, gerekçeli karar tebliğ edilmeden istinaf incelemesinin sonuçlandırılması ve ayrıntılı başvurunun değerlendirilmemesi bağlamında bu güvence ele alınmıştır.

Tanık sorgulama hakkı

Mahkûmiyette belirleyici ağırlığı bulunan tanığın sorgulanamaması, özellikle savunmanın tanığın bilgi kaynağını, çelişkilerini ve güvenilirliğini sınama imkânını etkileyebilir. Her tanığın dinlenmemesi otomatik ihlal değildir. Tanığın beyanının ağırlığı, yokluğun nedeni, savunmanın talebi ve karşı dengeleyici güvenceler birlikte değerlendirilir.

Selçuk Arslan kararında ortaya konan ilkeler, tanık veya gizli tanık beyanlarına dayalı dosyalarda bu değerlendirme için önem taşır. Tanık, İtirafçı ve Gizli Tanık Beyanları rehberi, bu başlığın ceza yargılamasındaki somutlaşmasını açıklar.

Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

Savunma, iddianın dayandığı belirleyici materyali bilme ve buna etkili cevap verme fırsatına sahip olmalıdır. Dosyaya erişim, teknik materyalin paylaşılması, ek süre talepleri, karşı bilirkişi veya uzman incelemesi talepleri bu çerçevede önem taşıyabilir.

Bu başlık, savunmanın her delile sınırsız erişimi olduğu anlamına gelmez. Kısıtlama varsa bunun kapsamı, gerekçesi ve savunma üzerindeki etkisi somutlaştırılmalıdır.

Hukuka aykırı veya güvenilirliği tartışmalı delil

Anayasa m.38/6, kanuna aykırı elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenler. Ancak AYM’de “delil hukuka aykırıdır” iddiası; elde etme yöntemini, bu konuda ulusal merciler önünde yapılan itirazı, delilin hükümdeki yerini ve yargılamanın bütününe etkisini göstermelidir. Gözaltında ve İfade Sırasında Haklar rehberi, müdafi ve ifade kaynaklı şikâyetlerin bu çerçevedeki yerini açıklar.

Helin Yusuf kararı, hukuka aykırı delil iddiasının delilin belirleyiciliği ve yargılamanın bütünüyle ilişkilendirilmesi gerektiğini gösteren güncel örneklerden biridir.

Dijital delile erişim ve itiraz

Dijital veriler bakımından anayasal sorun, verinin bulunduğu veya bulunduğu iddia edilen sistemin varlığına ilişkin genel tartışmadan ibaret değildir. Şikâyet; somut veri ile kişi arasındaki bağ, ham kayda erişim, teknik raporun denetlenebilirliği, muhafaza zinciri, alternatif açıklamalar ve mahkemenin bu itirazlara verdiği cevap üzerinden kurulmalıdır.

Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri kararı, dijital delil tartışmalarında teknik itirazların görünüşte değil etkili biçimde ele alınmasının önemini gösterir.

Masumiyet karinesi

Masumiyet karinesi, kişinin kesinleşmiş mahkûmiyetinden önce suçlu gibi sunulmamasını ve ispat yükünün fiilen tersine çevrilmemesini güvence altına alır. “Deliller yetersizdi” iddiası kendiliğinden masumiyet karinesi ihlali oluşturmaz. Ancak karar dili, kişinin suçsuzluğunu ispatlamaya zorlanması veya suçluluğun varsayılması gibi somut unsurlar varsa anayasal boyut doğabilir.

Suçta ve cezada kanunilik

Anayasa m.38, suç ve cezaların kanuniliğini güvence altına alır. Ceza yargılamasında şikâyet; bir davranışın gerçekleştiği tarihte öngörülebilir şekilde suç oluşturup oluşturmadığı, yorumun suçun kapsamını öngörülemez biçimde genişletip genişletmediği ve kişinin bilgi/irade unsurunun varsayımla kurulup kurulmadığı üzerinden şekillenebilir. Yargı Suç İcat Edemez rehberi, kanunilik şikâyetinin bu çerçevede kurulmasını ayrıntılandırır.

Hasan Sarıcı kararı, yasal görünümlü faaliyetlerden örgüt üyeliği bilinci veya öngörülebilirlik çıkarımı yapılırken kişisel bağlamın ve kanunilik güvencesinin önemine işaret eder.

Etkili başvuru hakkı

Anayasa m.40 kapsamındaki etkili başvuru hakkı, her olumsuz kararın otomatik ek başlığı değildir. Somut hak ihlaline karşı erişilebilir ve etkili bir yolun bulunup bulunmadığıyla bağlantılıdır. Tutukluluk, malvarlığı tedbirleri ve infaz gibi alanlarda ayrıca değerlendirme gerekebilir.

İstinaf ve temyizde şikâyeti korumak neden önemlidir?

AYM bireysel başvurusu, ilk kez AYM önünde yeni bir ceza dosyası kurma yolu değildir. Başvurucunun, anayasal şikâyete dönüşebilecek sorunu önce derece mahkemeleri ve açık olan olağan kanun yolları önünde ileri sürmesi gerekir.

Bu nedenle Mahkûmiyet Kararına Karşı İstinaf ve Temyiz rehberi, bu makalenin ön aşamasıdır. İstinaf ve temyiz dilekçeleri yalnız “karar yanlıştır” sonucunu söylemek için değil; sorunu belge, işlem, talep ve hükme etkisiyle görünür kılmak için önem taşır.

İşleyen mantık şöyledir:

AşamaŞikâyetin korunmasındaki işlev
İlk dereceDelil, tanık, bilirkişi, lehe araştırma ve usul taleplerinin kayıt altına alınması
İstinafSomut eksikliğin hükme etkisinin ve BAM’dan beklenen incelemenin açıklanması
TemyizHukukî denetim gerektiren gerekçe, usul, kanunilik veya kesin hukuka aykırılık iddialarının ileri sürülmesi
AYMAynı olgu zincirinin ilgili anayasal hak bakımından açıklanması

AYM formunda hukuki nitelendirme daha açık kurulabilir. Fakat ilk kez AYM’de yeni cihaz/hat iddiası, daha önce belirtilmemiş tanık çelişkisi veya ayrı bir kanunilik teorisi ortaya konması tüketme sorunu doğurabilir.

Zayıf anlatım: “İstinaf mahkûmiyeti onamıştır; karar haksızdır.”

>

Daha anayasal anlatım: “İstinafta, mahkûmiyetin belirleyici dayanağı olan teknik eşleştirmenin kişiselleştirilmediği ve ham veriye erişim sağlanmadığı somut olarak ileri sürülmüştür. BAM, bu itirazın sonuca etkisini tartışmadan genel onama gerekçesi kullanmıştır.”

Eski askerî öğrenci dosyalarında şikâyetin anayasal çerçevesi

Eski askerî öğrenci dosyalarında ankesör/HTS kayıtları, ByLock veya başka dijital veriler, aday numarası/kodlama iddiaları, tanık veya itirafçı beyanları, eksik araştırma ve kişiselleştirme sorunları görülebilir. Bunların hiçbiri tek başına otomatik ihlal veya belirli bir sonuç anlamına gelmez. Tutukluluk veya adli kontrol gibi tedbirlerde ise Tutuklama Kararı ve Tutukluluğa İtiraz rehberindeki ayrı itiraz, nihai karar ve süre zinciri göz önünde tutulmalıdır.

SorunAYM’de olası çerçeve
Ankesör/HTS verisinin kişiselleştirilmemesiGerekçeli karar; silahların eşitliği; çelişmeli yargılama. Hat, zaman, kullanıcı, ardışıklık, alternatif açıklama ve lehe kayıt talepleri önem taşır.
ByLock veya dijital veriHam veri, user-ID, hat/cihaz aidiyeti, teknik rapor, muhafaza zinciri ve itiraz imkânı üzerinden adil yargılanma ve kanunilik. ByLock Yargılamaları ve AİHM Yalçınkaya Kararı bu bağlamın uluslararası boyutunu açıklar.
Aday numarası/kodlama iddiasıYöntemin açıklanması, veri seti, hata ihtimali ve kişiye bağın kurulması bakımından gerekçeli karar ve savunma güvenceleri. İddianın varlığı, her kişi bakımından aidiyet veya suçluluk sonucunu kendiliğinden doğurmaz.
Tanık, itirafçı veya gizli tanıkSorgulama talebi, tanığın bilgi kaynağı, çelişkiler, beyanın belirleyiciliği ve ret gerekçesi üzerinden tanık sorgulama ve çelişmeli yargılama.
Eksik araştırma veya lehe delilin toplanmamasıTalebin uyuşmazlıkla ilgisi, ulaşılabilirliği, hükme etkisi ve ret gerekçesi üzerinden gerekçeli karar ve savunma hakkı.
Esaslı savunma iddiasının karşılanmamasıBelirli dilekçe, ek, duruşma talebi ve karar gerekçesi arasındaki boşluk üzerinden gerekçeli karar hakkı.
Öğrencilik veya kurum geçmişinden kolektif sonuç çıkarılmasıKişisel fiil, bilgi, irade ve somut bağın gösterilmesi gereği üzerinden kanunilik ve kişiselleştirilmiş gerekçe.
Bilgi, kast ve üyelik iradesinin varsayılmasıDavranışın tarihi, erişilebilir hukuk, kişisel bağ ve manevi unsurun somutlaştırılması üzerinden kanunilik.

Bu alanlarda AİHM’in Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı, ByLock deliline etkili itiraz imkânı ve kanunilik bakımından; Yasak/Türkiye kararı ise örgüt üyeliğinde bilgi, kast ve kişiselleştirilmiş ceza sorumluluğunun somut olgularla ortaya konulması bakımından önem taşır. Bu AİHM standartları, AYM’nin inceleme ölçütünün yerine otomatik olarak geçirilmez. Bu kararlar, belirli bir delil türünün her dosyada geçersiz olduğu veya her mahkûmiyetin otomatik olarak bozulacağı anlamına gelmez.

İhlal kararı verilirse ne olur?

6216 sayılı Kanun m.50’ye göre temel amaç, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktır. İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa AYM, ihlali ve sonuçlarını gidermek için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verebilir. Yeniden yargılamada hukukî yarar bulunmayan hâllerde tazminata hükmedilmesi veya genel mahkemelerde dava açılması yolunun gösterilmesi gündeme gelebilir.

Olası giderimler arasında:

  • Yeniden yargılama,
  • İhlalin tespiti,
  • Koşulları varsa tazminat,
  • Genel mahkemelerde dava açılması yolunun gösterilmesi

bulunabilir.

AYM ihlal kararı, doğrudan beraat, mahkûmiyetin kendiliğinden kalkması veya belirli bir ceza sonucu demek değildir. Giderim, ihlalin niteliğine ve devam eden etkilerine göre belirlenir. İbrahim Er ve diğerleri kararında da yeniden yargılamanın, ihlalin sonuçlarını gerçekten gidermeye yönelmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sık sorulan sorular

AYM bireysel başvurusu için süre kaç gündür?

Kural olarak başvuru yollarının tüketildiği veya yol yoksa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gündür. Başlangıç tarihi, somut dosyada nihai karar ve tebliğ/öğrenme kayıtlarıyla belirlenir.

İstinaf veya temyiz bitmeden AYM’ye başvurulabilir mi?

Açık ve etkili olağan kanun yolu varsa kural olarak önce o yol tüketilir. Tutukluluk veya başka ayrı tedbirlere ilişkin şikâyetler farklı nihai karar ve süre değerlendirmesi gerektirebilir.

AYM mahkûmiyet kararını yeniden değerlendirir mi?

AYM olağan temyiz mercii değildir. Delil takdirini kural olarak yeniden yapmaz; fakat anayasal güvencelerin etkisiz kalıp kalmadığını inceleyebilir.

“Karar haksız” demek yeterli midir?

Hayır. Şikâyetin hangi temel hakla bağlantılı olduğu, hangi işlem veya kararın bu hakkı nasıl etkilediği ve itirazın olağan kanun yollarında nasıl ileri sürüldüğü gösterilmelidir.

AYM’de yeni delil veya yeni şikâyet ileri sürülebilir mi?

Anayasal nitelendirme geliştirilebilir; ancak şikâyetin olgusal ve hukukî özü olağan kanun yollarında zamanında ileri sürülmüş olmalıdır. İlk kez AYM’de ortaya çıkan yeni ve belirleyici iddialar tüketme sorunu yaratabilir.

Mazeret nedeniyle süre geçtikten sonra başvuru yapılabilir mi?

Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi belgelendirilebilir haklı mazeret hâlinde, mazeret kalktıktan itibaren 15 gün içinde başvuru imkânı değerlendirilebilir. Bu, otomatik bir süre uzatımı değildir.

AYM ihlal kararı verirse beraat çıkar mı?

Hayır. AYM’nin belirlediği giderim, ihlalin türüne göre değişir; yeniden yargılama, tazminat veya başka uygun giderim söz konusu olabilir.