ByLock Yargılamaları ve AİHM Yalçınkaya Kararı
ByLock, 2014’te genel uygulama mağazalarında yayımlanan şifreli bir haberleşme uygulamasıydı. Türk makamları, uygulamanın resmî adlandırmayla “FETÖ/PDY” tarafından örgütsel ve gizli haberleşme amacıyla kullanıldığını kabul etti; MİT kaynaklı listeler, IP ve CGNAT kayıtları, GSM numaraları, kullanıcı kimlikleri ve çözümlendiği belirtilen mesajlar binlerce ceza dosyasının merkezine yerleşti. Ancak kişinin bir listede görünmesi, belirli bir internet aboneliğinden hedef IP’ye trafik kaydedilmesi veya kurum raporunda “kullanıcı” olarak gösterilmesi; uygulamayı gerçekten, bilerek ve bizzat kullandığını kendiliğinden kanıtlamaz. Kullanım ayrıca ispatlansa bile haberleşme uygulaması kullanmak, silahlı örgüt üyeliğinin bütün unsurlarıyla aynı şey değildir. Örgütün suç niteliğini bilme, bu amacı benimseme, hiyerarşiye bilerek katılma, özel kast ve organik bağ kişiselleştirilmiş delillerle ayrıca gösterilmelidir. AİHM Büyük Dairesi, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında ByLock kullanımına otomatik ve kategorik suçluluk sonucu bağlanmasını AİHS’nin kanunilik güvencesiyle bağdaşmaz buldu; savunmanın ham veriyi etkili biçimde inceleyememesi nedeniyle adil yargılanma ihlali de tespit etti. Mor Beyin vakası ise listelerin hata yapabildiğini resmî olarak gösterdi. Sorun, bir uygulamanın delil olup olamayacağından önce, devletin kişiye aidiyeti, bilinçli kullanımı ve somut suçu denetlenebilir biçimde kanıtlayıp kanıtlamadığıdır.